kayıpşehir

Kategoriler

Sitelerim

moviesizle | gamexplayer | dark2city |

    En çok sevilenler

Rüya tabiri | kelime çevirileri | chat yap

BİLGİLENDİRME

kayipsehir ziyaretçi bilgilendirme |

Günün hadisi

Hiçbiriniz kendisi için istediğini (mü’min) kardeşi için istemedikçe (gerçek) iman etmiş olamaz

ATATÜRK DİYOR Kİ

"Ulusun bağımsızlığını, yine ulusun kesin kararı ve direnişi kurtaracaktır."

Search

Son Yazılarım

  • yalnız ve sarhoş
  • sinemin çalışmaları 3
  • sinem'in çalışmaları 2
  • sinem'in çalışmaları
  • yeni katagori ilginize
  • deniz altı resimleri
  • santana istanbul'a geliyor
  • türkiyenin en büyük ebru'su trabzonda yapıldı
  • istanbul film festivali yarın
  • cepten internete bağlanıyorsanız dikkat

  • Son Yorumlar

    kutsalceyiz
    ,,,
    selam
    KUTSALCEYİZ
    kutsalceyiz
    merhaba
    SELAM
    merhaba
    selam arkadaşım
    merhaba

    Hakkında


    Blog Yazarı
    04.12.2008
    sitemize yorum yazmadan geçmeyelim...
    04.12.2008 :
    sitemizin anketine oy vermeyi unutmayalım

    04.12.2008
    sitemize reklam vermeyi düşünenler için e-postamız

    04.12.2008
    vatan_34_mekan_13@hotmail.com

    04.12.2008 :
    site şikayetlere ve görüşlere açıktır..

    11.03.2009 :
    Bu sayfalarda yer alan bilgilerdeki hatalardan, eksikliklerden ya da bu bilgilere dayanılarak yaplan işlemlerden doğacak her türlü maddi/manevi zararlardan ve her ne şekilde olursa olsun üçüncü kişilerin uğrayabileceği her türlü zararlardan dolayı KAYİPSEHİR.BLOGCU.COM sorumlu tutulamaz.
    11.03.2009 :
    GENEL UYARI bu sitedeki tüm yazıların bazıları alıntı yapılarak yayınlanmış olup alıntı yapılan sitenin adreside verilmiştir.ama verilmeyen yerleri vermediğimiz için özür dileriz.bu sayfadaki bazı yazılar ise kayipsehir.blogcu.com a ait olup hangi yazı alınmış olsun altına alınan adresin yazılması şarttır.
    11.03.2009 :
    arkadaş listesine eklenen kişiler eğer 1 hafta içinde eklemezlerse direk silinirler.

    ARKADAŞLARIM


    --kayipsehir-- - - - ARKADAŞ SİTECİLER
    orgusepetii
    muratena
    teknolojihaber
    kastamonudergisi
    moviesizle
    sokaklarda
    SupremeMaster
    cennetkokusu
    gamexplayer
    annelerimizvemelekleri
    dark2city
    gozleridenizkokan
    290405
    Kianajojo06a5
    pardus007
    alkmaar
    hussoloji
    yagmur932
    kizilciksurubu
    muratenaa
    simayland
    jazzkedisi
    pelinzeybek
    sihirliyazilar
    onurxt
    yasaminkiyisindan
    arzumcum
    bilgiyelpazesi
    dilyadiyari
    nurumsun32
    gulungoncasi
    AspAvAyAsAr
    deryabaykalorgudunyasi
    arzumcum
    kutsalceyiz
    seniseviyorumsemra
    avatarfan
    tekantoloji
    ---kayipsehir--

    kayipsehir

    SİTEMİZİ NASIL BULDUNUZ
    ÇOK GÜZEL
    GÜZEL
    İDARE EDER
    KÖTÜ


    Sonuçlar

    SİTE TANITIMI

    sımayland | cennetkokusu | yagmur932 |

    Site içi soru

    birey |

    Günün sözü

    Sana uzatılmış bir eli daima kabul et

    Sitemiz

    Bu sayfalarda yer alan bilgilerdeki hatalardan, eksikliklerden ya da bu bilgilere dayanılarak yaplan işlemlerden doğacak her türlü maddi/manevi zararlardan ve her ne şekilde olursa olsun üçüncü kişilerin uğrayabileceği her türlü zararlardan dolayı KAYİPSEHİR.BLOGCU.COM sorumlu tutulamaz.
    Siteni Ekle
    Site-ekle.gen.tr Web Rehberiniz!!



    Şiir




    arif damar

    23 Temmuz 1925'te Çanakkale'nin Gelibolu ilçesi Karainebey köyünde doğdu. İlkokulu Çanakkale'de, ortaokulu İstanbul'da bitirdi. İstanbul Erkek Lisesi'nde 2 yıl öğrenim gördü. İstanbul'da çeşitli işlerde çalıştıktan sonra 1944'te Ankara'ya taşındı. Atatürk Orman Çiftliği'nde memur olarak çalıştı. 1950'de İstanbul'a döndü. Mahmutpaşa'da işportacılık yaptı. 5 Aralık 1951'de TKP davasından tutuklandı. 2 yıl cezaevinde kaldı, delil yetersizliğinden beraat etti. Toplumsal gerçekçi anlayışta şiir yazan genç şairlerden biri olarak belirdi. Kavgacı ama barışçıl ve insancıl yanı ağır basan, dil ögelerini ve biçim kaygısını elden bırakmayan bir şiir kurmaya yöneldi. "Yeryüzü" dergisinde bu çabanın başarılı şiir örnekleri yayınlandı. "Arif Barikat" takma ismini kullandığı bu dönem şiirlerini 1956'da "Günden Güne" adlı kitabında topladı. Kitap basıldıktan 5 ay sonra toplatıldı ama beraat etti. Sonraları İkinci Yeni şairlerinin yanında, imgeye ağırlık veren, biçim ve dil araştırmalarına girmiş bir şair olarak göründü. Bu yönüyle 1940 kuşağı adıyla anılan şair arkadaşlarından ayrılır. 1956 sonrası şiirlerinde ise geçirdiği her iki dönemin ortak özellikleri dikkat çeker. "Arif Hüsnü", "Ece Ovalı" takma isimlerini de kullandı, düzyazılarında şiirle ilgili düşüncelerini anlattı.

    31/12/2008 | Kategori: yazarlar | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

    ataol behramoğlu

    13 Nisan 1942'de İstanbul Çatalca'da doğdu. İlköğrenimini Kars ve Çankırı'da yaptı. 1966'de Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Rus Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. 1970'te İsmet Özel'le birlikte "Halkın Dostları" dergisini çıkardı. Aynı yıl İngiltere'ye, daha sonra Fransa'ya gitti. Paris'te gece kulübü bekçiliği, otel katipliği, öğretmenlik yaptı. 1972'de Moskova Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde Sovyet edebiyatı üzerine inceleme yaptı. 1974'te Türkiye'ye döndü. İstanbul Şehir Tiyatroları'nda dramaturg olarak çalıştı. 1975'te kardeşi Nihat Behram'la birlikte "Militan" dergisini kurdu. "Sanat Emeği" dergisinin kurucuları arasında yer aldı. İlk şiirleri "Ataol Gürus" takma adıyla Yeni Çankırı, Yeşil Ilgaz, Çağrı gibi yerel gazete ve dergilerde yayınlandı. Yükseköğrenimi sırasında Yapraklar, Dost, Evrim, Ataç gibi dergilerde çıkan şiirleriyle dikkat çekti. Bu dönemin şiirlerini biraraya getiren ilk şiir kitabı "Bir Ermeni General" 1965'te basıldı. Gençlik dönemi şiirlerinde Orhan Veli, Attilâ İlhan ve İkinci Yeni şiirinin ortak özellikleri etkin. Gerçek şiir kimliği 1965-1971 arasında Papirüs, Şiir Sanatı, Yeni Gerçek, Yeni Dergi ve Halkın Dostları'nda çıkan şiirleriyle oluştu. Bu şiirlerde toplumcu, etkin bir edebiyat anlayışının örnekleri yer aldı. Toplumcu gerçekçi şiir ilkelelerine yöneldi, şiirini yeni biçim ve tema arayışlarıyla besledi. Çevirileriyle de dikkat çekti. Edebiyat ve kültür üzerine yazdıkları, antoloji ve diğer çalışmalarıyla kuşağının önde gelen yazarları arasına girdi.

    31/12/2008 | Kategori: yazarlar | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

    arif dino

    1893'te İstanbul'da doğdu, 30 Mart 1957'de İstanbul'da öldü. Ressam Abidin Dino'nun kardeşi. Ögrenimini yurtdışında gördü. ***sörlük, aşçılık, sinema oyunculuğu, portre ressamlığı, grafikerlik, heykeltıraşlık, sanat eleştirmenliği gibi birçok iş yaptı. 1929'da İstanbul'a döndü. 1942'de Alman faşizmine karşı çıktıkları için küçük kardeşi Abidin Dino ile birlikte "ikamete memur" olarak cezalandırıldı. Yurtdışına kaçtı. 1951'de döndüğü İstanbul'da 6 yıl sonra yaşamını yitirdi. Fransızca yazdığı şiirlerini Abidin Dino, Rasih Nuri İleri, Hür Yumer Türkçe'ye çevirdi. Tüm şiirleri, desenleri ve ardından yazılanlar Adam Yayınları tarafından bir kitapta toplandı.

    31/12/2008 | Kategori: yazarlar | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

    aziz nesin

    20 Aralık 1915'te İstanbul'da doğdu. İki yıl Darüşşafaka Lisesi'nde öğrenim gördü. Kuleli Askeri Lisesi'ni bitirdi. Kara Harp Okulu ve Askeri Fen Okulu'ndan mezun oldu. Üsteğmen rütbesindeyken "görev ve yetkisini kötüye kullanmak" suçlamasıyla yargılanıp ordudan uzaklaştırıldı. Bir süre bakkallık yaptı. Ardından gazeteciliğe başladı. Yedigün, Karagöz ve Tan Gazetesi'nde çalıştı. Cumhuriyet adlı bir magazin dergisi yayınladı. Sabahattin Ali ile birlikte, Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Alibaba mizah dergilerini çıkardı. 1951'de bir kitapçı dükkanı, ardından bir fotoğraf stüdyosu açtı. 1954'ten itibaren Akbaba mizah dergisinde takma isimlerle mizah öyküleri yazdı. Yazın yaşamı boyunda 100'ün üzerinde takma isim kullandı. Kemal Tahir'le birlikte Düşün Yayınevi'ni kurdu.Yeni Gazete, Akşam ve Tanin'de köşe yazıları yazdı. Yazarlığı, Öncü, Yeni Tanin ve "Ustura" isimli bir mizah eki de hazırladığı Günaydın gazetesinde sürdürdü. 1962'de Zübük isimli mizah dergisini çıkardı. 1963'te yayınevinin yanmasının ardından sadece yazmaya başladı

    31/12/2008 | Kategori: yazarlar | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

    behçet necatigil

    1916 yılında İstanbul'da doğdu, 1970'da İstanbul'da öldü. Yüksek Öğretmen Okulu Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü bitirdi. Liselerde ardından İstanbul Eğitim Enstitüsü'nde edebiyat öğretmenliği yaptı.

    Orta sınıf insanların başından geçen olayları ev- aile-yakın çevre üçgeni içinde anlatan şiirleriyle tanındı. Şiire bağlılığını hiç dinmeyen bir coşkuyla yaşamının sonuna dek sürdürdü.

    Ölümünden sonra bütün kitapları Cem Yayınlarınca yeniden yayınlandı. Çok sayıda radyo oyunu, çevirileri bulunmaktadır. Ayrıca hazırlamış olduğu 'Edebiyatımızda isimler sözlüğü' isimli kitabı ölümünden sonra da sürdürülmekte olup kaynak bir başvuru kitabı olma özelliğini hala korumaktadır. Ölümünden sonra adına konulan şiir ödülü, günümüzde en önemli şiir ödüllerinden biri sayılmaktadır.
    Şiire başladığı dönem, Garip akımının etkin olduğu bir dönemdir. Yine toplumcu gerçekçi şiir olarak adlandırılan akımın da etkin olduğu bu dönemde söyleyiş özelliği olarak bağımsız kaldığı ve kendi söyleyişini yakaladığı kabul edilmektedir. Şiir üzerine yazmış olduğu yazıları ölümünden sonra 'Bile yazdı' ismiyle kitaplaştırılmıştır.

    ŞİİR KİTAPLARI

    Kapalı Çarşı (1945)
    Çevre (1951)
    Evler (1953)
    Eski Toprak (1956)
    Arada (1958)
    Dar çağ (1960)
    Yaz dönemi (1963)
    Divançe (1965)
    İki başına yürümek(1968)
    En/Cam (1970)
    Zebra (1973)
    Kareler, Aklar (1975)
    Sevgilerde - (1976) Kitaplarından seçmeler
    Beyler (1978)
    Söyleriz (1980)

    ÖDÜLLERİ

    1956 yılı Yeditepe şiir ödülü
    1964 Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü


    ŞİİRLERİ

    Gizli Sevda
    Kirli Soru
    Nilüfer
    Sevgilerde
    Solgun Bir Gül Dokununca
    Tahta Kürsü Çocuklar
    Yıldızlarda Uyku

    31/12/2008 | Kategori: yazarlar | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

    cahit sıtkı tarancı

    4 Ekim 1910 tarihinde Diyarbakır'da Camiikebir mahallesinde doğdu, 12 Ekim 1956 tarihinde Viyana (Avusturya)'da öldü. Asıl adı "Hüseyin Cahit" tir.İlkokulu Diyarbakır'da okudu. İstanbul'a Saint Joseph Lisesi'nde başladığı ortaöğrenimini Galatasaray Lisesi'nde tamamladı (1931). Sonra İstanbul'da Mülkiye Mektebi'nde (1931-1935) ve Yüksek Ticaret Okulu'nda okudu. Yüksek öğrenimini tamamlamak için Paris'te Sciences Politiques'te sürdürdü (1938-1940). Öğrenimi sırasında Paris Radyosu'nda Türkçe yayınlar spikerliği yaptı. Savaş sırasında kentin işgal edilmesi üzerine yurda döndü. 1944 yılından başlayarak Ankara'da Anadolu Ajansı, Toprak Mahsulleri Ofisi ve Çalışma Bakanlığı'nda çevirmen olarak çalıştı. 1954 yılında felç geçirdi, sağıtımı için götürüldüğü Viyana'da yaşamı son buldu. Mezarı Ankara'dadır.

    Hece ölçüsünün olanaklarını genişletti; içtenlik, yalınlık ve akıcı bir söyleyişin egemen olduğu; aşk, doğa sevgisi, geçmiş,ölüm, özlem, yalnızlık, yaşama sevinci gibi izleklerin işlendiği şiirlerinde şairanelikten ve şiirsellikten vazgeçmedi. Fransız şairlerinden, özellikle Baudelaire ve Verlaine'den etkilenmiştir.

    YAPITLARI

    Ömrümde Sükût (1933)
    Otuz Beş Yaş (1946)
    Düşten Güzel (1952)
    Sonrası (1957, ölümünden sonra)
    Bütün Şiirleri (1983) Otuz Beş Yaş Şiirleri, 1983, Hazırlayan Asım Bezirci, "Bütün Şiirleri" adıyla önce Varlık Yayınlarından daha sonra Can Yayınlarından çıkarken adı "Otuz Beş Yaş Bütün Şiirleri" diye değiştirilmiştir.
    Peyami Safa Hayatı ve Eserleri (1940)
    Ziya'ya Mektuplar (1957, ölümünden sonra)

    ÖDÜLLERİ

    1946 Cumhuriyet Halk Partisi Şiir Yarışması

    ŞİİRLERİ


    Abbas
    Affet Bizi Lamba
    Akrostiş
    Aşk İle
    Bir Şey
    Bir Ölünün Ağzından
    Biz Nerdeyiz Sevgilim?
    Bugün Cuma
    Çocukluğum
    Çocukluk
    Desem ki
    Değişik
    Düşten Güzel
    Gün Eksilmesin Penceremden
    Hepimize Dair
    Kar ve Hatıralar
    Korkunç Güzel
    Memleket İsterim
    Misafir

    Otuz Beş Yaş Şiiri
    Ölümden Sonra
    Ömrümde Sükut
    Şiir

    31/12/2008 | Kategori: yazarlar | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

    orhan veli kanık

    Orhan Veli Kanık, 13 Nisan 1914 tarihinde İstanbul'da doğdu. Galatasaray'da başladığı öğrenimini, babasının atandığı Ankara'da Gazi İlkokulu ve Ankara Erkek Lisesi'nde sürdürdü.
    Lise sıralarında Oktay Rifat ve Melih Cevdet'le arkadaş oldu. Liseyi bitirince İstanbul'a dönerek, Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'ne girdi (1932), ancak yüksek öğrenimini yarım bıraktı (1935). 1936'da Ankara'ya döndü ve askere gidinceye dek PTT Genel Müdürlüğü Telgraf İşleri Reisliği Milletlerarası Nizamlar Bürosunda memurluk yaptı.




    Yedek subaylığını tamamlayınca, iki yıl kadar, yine Ankara'da, Milli Eğitim Bakanlığı Tercüme Bürosu'nda çalıştı. 1947'de, Hasan Âli Yücel'in yerine Reşat Şemsettin Sirer'in bakan olarak atanması üzerine, Milli Eğitim Bakanlığında "antidemokratik bir hava" esmeye başladığını söyleyerek, görevinden istifa etti.



    1 Ocak 1949-15 Haziran 1950 tarihleri arasında yirmi sekiz sayı süren, on beş günde bir yayımlanan, iki sayfalık 'Yaprak' dergisini çıkardı. Yaprak dergisi serüvenini sürdüremeyeceğini anlayınca Ankara'dan ayrılıp İstanbul'a gitti. Gene o yılın kasım ayı içinde, bir haftalığına geldiği Ankara'da, 10 Kasım 1950 gecesinde, yolda, onarım için kazılmış bir çukura düşerek ayağından yaralandı. İstanbul'a döndükten sonra, bir arkadaşının evindeyken, durumu birdenbire kötüleştiği için kaldırıldığı Cerrahpaşa Hastanesi'nde, 14 Kasım 1950 tarihinde beyin kanamasından öldü, Rumelihisarı Mezarlığı'na gömüldü.



    Garip ya da Birinci Yeni denilen akımın öncüsü, kuramcısı. Yirmi sekiz sayı süren Yaprak serüveni öncesinde, Ankara Erkek Lisesi'nde okul kooperatifinin parasıyla Oktay Rifat ve Melih Cevdet ile birlikte Sesimiz dergisini çıkarmışlardır. Biçemini belli eden ilk şiirlerini, yine, arkadaşları Oktay Rifat ve Melih Cevdet ile birlikte Varlık dergisinde yayımladı ve müthiş bir ilgi gördü. Şiir ve yazıları, Varlık dergisinden başka İnsan, Ses, Gençlik, Küllük, İnkılapçı Gençlik, Ülkü, Demet, İşte, Aile gibi dergilerde yayımlanmıştır. İkinci Dünya Savaşına katılmayan ve katılmış kadar etkilenen Türkiye'de, Türk şiirini bir takım kalıp ve klişelerden, şairanelikten, yıpranmış benzetmelerden kurtardı, kısa ve basit ama vurucu bir söylem -eda- geliştirdi. Şiirin bilinen ve kabul gören sınır taşlarını yerinden oynattı. Yalın bir halk dili kullandı, yergi ve gülmeceden yararlanarak, sıradan yaşantıların şiirinin de yazılabileceğini gösterdi.


    Eserleri



    1941 Garip (Oktay Rifat ve Melih Cevdet'le birlikte)
    1945 Garip (yalnız kendi şiirleriyle, genişletilmiş 2. baskı)
    1945 Vazgeçemediğim
    1946 Destan Gibi
    1947 Yenisi
    1949 Karşı
    1951,1975- Bütün Şiirleri

    31/12/2008 | Kategori: yazarlar | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

    yahya kemal

    Asıl adı Ahmed Agâh'tır. 2 Aralık 1884 tarihinde Üsküp'te doğdu, 1 Kasım 1958 tarihinde İstanbul'da ölmüştür. İstanbul'da Vefa İdadisi'ni bitirdikten sonra, Jön Türklere katılmak için Paris'e kaçtı. Paris'te Siyasal Bilgiler Yüksek Okulu'nda öğrenim gördü. Öğretmenlik, öğretim görevlisi, milletvekilli, büyükelçi olarak çalıştı.

    Yahya Kemal, yurt dışında edindiği yüksek nitelikli beğeniyle, Batı şiirine yönelme yerine, geleneksel divan şiiri içinde, biçime ağırlık tanıyan, dil işçiliği olağanüstü, yetkin şiirler kazandırmıştır.



    YAPITLARI

    Kendi Gök Kubbemiz (1961)
    Eski Şiirin Rüzgârıyle (1962)
    Rubailer ve Hayyam Rubâilerini Türkçe Söyleyiş (1963)
    Bitmemiş Şiirler (1976)
    ÖDÜLLERİ

    1948 İnönü Sanat Armağanı


    ŞİİRLERİ

    ŞİİRLERİ

    Açık Deniz
    Akıncılar
    Akşam Mûsıkîsi
    Atik-Valde'den İnen Sokakta
    Bir Başka Tepeden
    Büyü Şiir
    Deniz Türküsü
    Duyuş ve Düşünüş
    Düşünce
    Endülüs'te Raks
    Erenköyü'nde Bahar
    Eylül Sonu
    Gece
    Gece Bestesi
    Geçmiş Yaz
    Güftesiz Beste
    Hayâl Beste
    Hayâl Şehir
    Itrî
    Kar Mûsıkîleri
    Koca Mustâpaşa
    Mehlika Sultan
    Mohaç Türküsü
    O Rüzgar
    Özleyen
    Rindlerin Akşamı
    Rindlerin Ölümü
    Rubai
    Sessiz Gemi
    Siste Söyleniş
    Sonbahar
    Telâkki
    Uçuş
    Vuslat

    31/12/2008 | Kategori: yazarlar | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

    halide edip adıvar

    Türk romancı. Siyasal alanda da etkinlik göstermiştir.

    İstanbul'da doğdu. Kimi kaynaklara göre doğum yılı 1884'tür. İngiliz terbiyesiyle yetişmesini isteyen babası onu Üsküdar Amerikan Kız Koleji'nde okuttu. Orada Rıza Tevfik'den (Bölükbaşı) Fransız edebiyatı dersleri aldı ve Doğu'nun mistik edebiyatını dinledi. Sonradan evlendiği Salih Zeki'den de matematik dersleri alıyordu. Koleji 1901'de bitirdi. 1908'de gazetelere yazmaya başladığı kadın haklarıyla ilgili yazılardan ötürü gericilerin düşmanlığını kazandı. 31 Mart Ayaklanması'nda bir süre için Mısır'a kaçmak zorunda kaldı. 1909'dan sonra eğitim alanında görev alarak öğretmenlik, müfettişlik yaptı. Balkan Savaşı yıllarında hastanelerde çalıştı. Gerek bu çalışmaları, gerekse müfettişliği sırasında İstanbul semtlerini dolaşması, ona çeşitli kesimlerden insanları tanıma fırsatını verdi. 1919'da Sultanahmet Meydanı'nda, İzmir'in işgalini protesto mitinginde yaptığı etkili konuşma ünlüdür. 1920'de Anadolu'ya kaçarak Kurtuluş Savaşı'na katıldı. Kendisine önce onbaşı, sonra da üstçavuş rütbesi verildi. Savaşı izleyen yıllarda Cumhuriyet Halk Fırkası ve Atatürk ile siyasal görüş ayrılığına düştü. 1917'de evlenmiş olduğu ikinci kocası Adnan Adıvar ile birlikte Türkiye'den ayrıldı. 1939'a kadar dış ülkelerde yaşadı. O yıllarda konferanslar vermek üzere Amerika'ya ve Mohandas Gandi tarafından Hindistan'a çağrıldı. 1939'da İstanbul'a dönen Adıvar 1940'ta İstanbul Üniversitesi'nde İngiliz Filolojisi Kürsüsü başkanı oldu, 1950'de Demokrat Parti listesinden bağımsız milletvekili seçildi. 1954'te istifa ederek evine çekilmiş ve 1964'te ölmüştür.



    Adıvar'ın Seviye Talip (1910), Handan (1912) ve Son Eseri (1913) gibi ilk romanları aşk öyküleri anlatan yapıtlardır. Yazar kahramanlarını yakıp yıkan bir sevgiyi dile getirmek istediği için kişilerin iç dünyasına yönelir ve bu sevginin zamanla bir tutkuya dönüşmesini sergiler. Bu yapıtların önemli özelliğini, birbirine benzeyen ve ondan önceki Türk romanlarında bulunmayan kadın kahramanlarda aramak doğru olur. Yazarın asıl amacı kadın kahramanların kişiliklerini erkeklerin gözüyle değerlendirmek olduğu için, romanlarının anlatıcısı olarak bu kadınlara âşık erkekleri seçer ve fırtınalı bir aşk öyküsünü onların anı defterlerinden ya da mektuplarından anlatır. Erkek (bazen kadın da) evli olduğu için, kaçınılması olanaksız bir iç çatışma, romanların moral sorununu oluşturur ve roman ya kadının ya da erkeğin ölümüyle biter. Adıvar'ın, biraz kendi olduğunu iddia edilen bu kadın kahramanları, yazarın o dönemde ideal saydığı Türk kadınını temsil ederler. Seviye Talipler, Handanlar, Kâmuranlar her şeyden önce güçlü kişiliği olan, haklarını savunan, Batı terbiyesi almış, ama Batılılaşmayı giyim kuşamda aramayan, resim ya da müzik gibi bir sanat alanında yetenek sahibi, yabancı dil bilir, kültürlü ve çekici kadınlardır.

    Adıvar 1910 yıllarında Ziya Gökalp, Yusuf Akçura ve Ahmet Ağaoğlu ile birlikte Türk Ocağı'nda çalışmaya başladıktan sonra yazdığı Yeni Turan adlı romanında (1912) yurt sorunlarına eğilir. II. Meşrutiyet döneminde geçen bu ütopik romanda, Yeni Turan adlı idealist bir partinin program ve çalışmalarını anlatırken yeni bir Türkiye'nin hangi sağlam temellere oturtulması gerektiği hakkında o zamanki görüşlerini açıklamak fırsatını bulur. Ateşten Gömlek (1922) ve Vurun Kahpeye (1923) romanlarında Kurtuluş Savaşı sırasında Anadolu'da tanık olduğu olayları, direnişleri, kahramanlıkları, ihanetleri anlatırken kendi gözlemlerinden yararlandığı için daha gerçekçidir. Bununla birlikte, bir aşk sorununun aşıldığı bu yapıtlarda da yüceltilmiş kadın kahraman yerini korur. Ancak şimdi, yine olağan dışı bu kadın, öncekiler gibi bireysel sorunlarla sarsılan kültürlü bir sanatçı olarak değil, milli dava peşinde erdemlerini kanıtlayan ya da Anadolu'da düşmana karşı savaşan bir yurtsever olarak çıkar karşımıza.


    Ateşten Gömlek

    Adıvar'ın ilk yapıtlarında Türk okuruna sunduğu bir yenilik yarattığı bu kadın imgesidir. Bu imge toplumda birbirine karşıt olarak algılanan değerleri uzlaştırdığı için önemliydi. Osmanlı-İslam geleneklerine göre ev kadını olarak yetiştirilmiş basit ve cahil kadın, o dönemin aydın kesiminin gözünde geri kalmış bir uygarlığın simgesi gibiydi. Öte yandan Batılılaşmış "asrî" kadın da köklerinden kopmuş, değerlerini şaşırmış, namus anlayışı kuşku uyandıran bir kadındı. Adıvar'ın kahramanları işte bu çelişkiyi kendilerinde uzlaştırmakla bir özleme cevap veriyorlardı. Çünkü bunlar hem Batılılaşmış hem de milli değerlerine bağlı kalmış, hem serbest hem de namus konusunda çok titiz, ahlakı sağlam kadınlardı. Gerektiğinde bir erkek gibi spor yapan, ata binen bu kadınlar üstelik dişiliklerini de korumayı başarmışlardı.

    Adıvar'ın en ünlü romanı Sinekli Bakkal'da (1936) ileri bir adım attığını, yeni bir aşamaya vardığını görürüz. İlk romanlarının olay örgüsü bir iki kişi arasındaki bireysel ilişkilere bağlı olarak gelişirken, II. Abdülhamid dönemindeki Türk toplumunun panoramik bir tablosunu sergileyen Sinekli Bakkal'ın olay örgüsü siyasal, düşsel, toplumsal sorunlarla örülmüş olarak gelişir. Romanın okuru en çok çeken yönü de fakir kenar mahallesi, zengin konakları ve saray çevresiyle II. Abdülhamid zamanının İstanbul'unu anlatmasıdır. Ne var ki yazarın amacı bir dönemin Türk toplumunu yansıtmak değildir yalnızca. Bu felsefi romanda çevrelerin bir işlevi de belli değerlerin temsilcisi olmaktır.



    Sinekli Bakkal mahallesi gelenekleri ve insancıl değerleri sürdüren halk kesimini; Genç Türkler'den Hilmi ve arkadaşları devrimci aydınları; saray çevresi ise, yozlaşmış yönetici kesimi temsil eder. Roman iki kısma ayrılmıştır. Birinci kısmın ana teması Abdülhamid'in istibdat idaresi karşısında şiddete başvurarak devrim yapmanın geçerliliği sorunudur. Gerçi Adıvar içtenlikle ezilen halktan yanadır, ama gelenekçiliği ve savunduğu mistik dünya görüşü şiddete başvurarak devrim yapmayı onaylamasına izin vermez. Romanda II. Meşrutiyet'in ilanı "asırların kurduğu müesseselerin köklerini" söken, "içtimaî ve siyasî nizam ve intizamı" altüst eden bir devrim olarak nitelenir. Doğru tutum Mevlevî tarikatından Vehbi Dede'nin yaptığı gibi "herhangi bir hayat fırtınasını sükûnetle seyretmek"tir. Yazar devrimden değil evrimden yanadır. Romanın ikinci kısmında yozlaşmış saray çevresi sergilenirken ana tema olarak Rabia ile Peregrini ilişkisi gelişir ve evlilikle son bulur. Bu evliliğin simgesel anlamı Batı ile Doğu'nun bileşimi olarak yorumlanmıştır. Ama Peregrini'nin "öyle basit ve insanî ananeler" dediği geleneklere bağlı Sinekli Bakkal mahallesindeki cemaat yaşamına hayran olması, Müslümanlık'ı kabul ederek Rabia ile evlenmesi ve mahalleye yerleşmesi, daha çok Doğu değerlerinin üstünlüğüne işaret sayılmaktadır. Ne var ki yazar, Rabia ile Peregrini'nin sevişip evlenmelerine inandırıcı bir hava verememiştir. Farkedilir ki, olaylar yazarın kafasındaki bir görüşü dile getirmek için tertiplenmekte ve Doğulu kadın ile Batılı erkek yazarın tezi gereği seviştirilip evlendirilmektedirler. Birinci kısımda olay örgüsünün doğal gelişimi, farklı dünya görüşlerine sahip kişiler arasındaki çatışmadan doğan gerilim ve dramatik sahneler, ikinci kısımda yerlerini, zorlama izlenimi veren bir ilişkiye ve saray çevresinin tanıtılmasına bırakınca romanın sanatsal düzeyi düşer.

    1943'te CHP Ödülü'nü alan Sinekli Bakkal Türkiye'de en çok baskı yapan roman olmuştur. Sinekli Bakkal'ı izleyen romanların ise yazarın ününe katkıda bulunacak nitelikte oldukları söylenemez.

    Adıvar çeşitli alanlarda etkinlik göstermiş, siyasal ve toplumsal konularda da hem Türkçe, hem İngilizce kitaplar yazmış, İngilizce'den Türkçe'ye çeviriler yapmıştır. Zamanının dış ülkelerde en çok tanınan Türk yazarı olmuştur. Yapıtlarından kimileri İngiliz, Fransız, Alman, Rus, Macar, Fin, Urdu, Sırp, Portekiz dillerine çevrilmiştir.



    Yapıtları



    Roman

    1909 Heyula

    1909 Raik'in Annesi

    1910 Seviye Talip

    1912 Handan

    1912 Yeni Turan

    1913 Son Eseri

    1918 Mev'ud Hüküm

    1923 Ateşten Gömlek

    1923 Vurun Kahpeye

    1924 Kalb Ağrısı

    1928 Zeyno'nun Oğlu

    1936 Sinekli Bakkal

    1937 Yolpalas Cinayeti

    1939 Tatarcık

    1946 Sonsuz Panayır

    1954 Döner Ayna

    1958 Akile Hanım Sokağı

    1958 Kerim Ustanın Oğlu

    1959 Sevda Sokağı Komedyası

    1961 Çaresaz

    1963 Hayat Parçaları



    Öykü

    1911 Harap Mabetler

    1922 Dağa Çıkan Kurt

    1974 Kubbede Kalan Hoş Seda, (ö.s)



    Oyun

    1916 Kenan Çobanları

    1945 Maske ve Ruh



    Anı

    1962 Türkün Ateşle İmtihanı

    1963 Mor Salkımlı Ev



    Diğer Yapıtlar

    1911 Talim ve Terbiye

    1930 Turkey Faces West

    1935 Conflict of East and West in Turkey

    1937 Inside India

    1955 Türkiye'de Şark-Garp ve Amerikan Tesisleri

    1949 İngiliz Edebiyat Tarihi, 3 cilt, 1940-1949

    1956 Doktor Abdülhak Adnan Adıvar

    31/12/2008 | Kategori: yazarlar | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

    <Önceki Yazılar |