kayıpşehir

Kategoriler

Sitelerim

moviesizle | gamexplayer | dark2city |

    En çok sevilenler

Rüya tabiri | kelime çevirileri | chat yap

BİLGİLENDİRME

kayipsehir ziyaretçi bilgilendirme |

Günün hadisi

Hiçbiriniz kendisi için istediğini (mü’min) kardeşi için istemedikçe (gerçek) iman etmiş olamaz

ATATÜRK DİYOR Kİ

"Ulusun bağımsızlığını, yine ulusun kesin kararı ve direnişi kurtaracaktır."

Search

Son Yazılarım

  • yalnız ve sarhoş
  • sinemin çalışmaları 3
  • sinem'in çalışmaları 2
  • sinem'in çalışmaları
  • yeni katagori ilginize
  • deniz altı resimleri
  • santana istanbul'a geliyor
  • türkiyenin en büyük ebru'su trabzonda yapıldı
  • istanbul film festivali yarın
  • cepten internete bağlanıyorsanız dikkat

  • Son Yorumlar

    kutsalceyiz
    ,,,
    selam
    KUTSALCEYİZ
    kutsalceyiz
    merhaba
    SELAM
    merhaba
    selam arkadaşım
    merhaba

    Hakkında


    Blog Yazarı
    04.12.2008
    sitemize yorum yazmadan geçmeyelim...
    04.12.2008 :
    sitemizin anketine oy vermeyi unutmayalım

    04.12.2008
    sitemize reklam vermeyi düşünenler için e-postamız

    04.12.2008
    vatan_34_mekan_13@hotmail.com

    04.12.2008 :
    site şikayetlere ve görüşlere açıktır..

    11.03.2009 :
    Bu sayfalarda yer alan bilgilerdeki hatalardan, eksikliklerden ya da bu bilgilere dayanılarak yaplan işlemlerden doğacak her türlü maddi/manevi zararlardan ve her ne şekilde olursa olsun üçüncü kişilerin uğrayabileceği her türlü zararlardan dolayı KAYİPSEHİR.BLOGCU.COM sorumlu tutulamaz.
    11.03.2009 :
    GENEL UYARI bu sitedeki tüm yazıların bazıları alıntı yapılarak yayınlanmış olup alıntı yapılan sitenin adreside verilmiştir.ama verilmeyen yerleri vermediğimiz için özür dileriz.bu sayfadaki bazı yazılar ise kayipsehir.blogcu.com a ait olup hangi yazı alınmış olsun altına alınan adresin yazılması şarttır.
    11.03.2009 :
    arkadaş listesine eklenen kişiler eğer 1 hafta içinde eklemezlerse direk silinirler.

    ARKADAŞLARIM


    --kayipsehir-- - - - ARKADAŞ SİTECİLER
    orgusepetii
    muratena
    teknolojihaber
    kastamonudergisi
    moviesizle
    sokaklarda
    SupremeMaster
    cennetkokusu
    gamexplayer
    annelerimizvemelekleri
    dark2city
    gozleridenizkokan
    290405
    Kianajojo06a5
    pardus007
    alkmaar
    hussoloji
    yagmur932
    kizilciksurubu
    muratenaa
    simayland
    jazzkedisi
    pelinzeybek
    sihirliyazilar
    onurxt
    yasaminkiyisindan
    arzumcum
    bilgiyelpazesi
    dilyadiyari
    nurumsun32
    gulungoncasi
    AspAvAyAsAr
    deryabaykalorgudunyasi
    arzumcum
    kutsalceyiz
    seniseviyorumsemra
    avatarfan
    tekantoloji
    ---kayipsehir--

    kayipsehir

    SİTEMİZİ NASIL BULDUNUZ
    ÇOK GÜZEL
    GÜZEL
    İDARE EDER
    KÖTÜ


    Sonuçlar

    SİTE TANITIMI

    sımayland | cennetkokusu | yagmur932 |

    Site içi soru

    birey |

    Günün sözü

    Sana uzatılmış bir eli daima kabul et

    Sitemiz

    Bu sayfalarda yer alan bilgilerdeki hatalardan, eksikliklerden ya da bu bilgilere dayanılarak yaplan işlemlerden doğacak her türlü maddi/manevi zararlardan ve her ne şekilde olursa olsun üçüncü kişilerin uğrayabileceği her türlü zararlardan dolayı KAYİPSEHİR.BLOGCU.COM sorumlu tutulamaz.
    Siteni Ekle
    Site-ekle.gen.tr Web Rehberiniz!!



    Şiir




    dilenmek

    Sual: Bazılarının zengin olduğu, dilenciliği meslek haline getirdiği söyleniyor. Böyle kimselere para vermek haram mıdır? Sadaka istemek ne zaman caiz olur?
    CEVAP
    Bir günlük yiyeceği bulunan kimsenin dilenmesi haramdır.

    Hiç yiyeceği bulunmayıp, sağlam, çalışacak, ticaret edecek halde olan kimsenin de, yiyecek, içecek veya bunları almak için para istemesi, dilenmesi haramdır. Bunun varlığını bilerek, istediğini vermek de haramdır. Ancak istemeden verilen malı alması caizdir.

    Aç veya hasta olanın yiyecek istemesi gerekir. Bir günlük yiyeceği olup da çalışabilecek haldeki kimse, ilim öğrenmekle veya öğretmekle meşgul ise, yiyecek istemesi caiz olur.

    Parasını harama sarf edene ve israf edene sadaka verilmez. Camide cemaat arasında dolaşarak dilenmek haramdır. (Redd-ül Muhtar)

    Görüldüğü gibi, İslamiyet’te, eli ayağı tutup da çalışabilenlerin dilenmesi haramdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

    (Çalışmayıp kendini sadaka isteyecek hâle düşüren, 70 şeye muhtaç olur.)
    [Tirmizi]

    (Muhtaç olmadan dilenen, ateş koru yutan kimse gibidir.) [Beyheki]

    (Mal biriktirmek için dilenen, ateş koru dilenmiş olur.) [Müslim]

    (Kendisinin veya çoluk çocuğunun katlanamayacakları bir ihtiyacı yok iken, dileneni Allahü teâlâ ummadığı yer ve zamanda muhtaç e
    der.) [Beyheki]

    (Dilenci, dilenmekteki vebali bilseydi, hemen dilenmekten vazgeçerdi.)
    [Taberani]

    (Gerçek yoksul, ihtiyacını karşılayacak bir şeyi olmayan, hatırlanmadığı için sadaka verilmeyen, kendisi de kalkıp kimseden bir şey istemeyen kişidir.)
    [Buhari]

    (Şu üç şey için yemin ederim: Sadaka vermekle asla mal eksilmez. Öyle ise sadaka verin! Zulüm gördüğü şahsı, Allah rızası için affeden, dünya ve ahirette aziz olur. Öyle ise affedin! İsteme kapısını açana da, Allahü teâlâ fakirlik kapısını açar.)
    [İ.Ahmed]

    (Dilenmeye mani olan zenginlik, sabah-akşam yiyeceğe malik olmaktır.)
    [Rüzeyn]

    Dilenmekteki ölçü
    Bir günlük yani sabah-akşam yiyeceği olanın dilenmesi caiz değildir. Dilencinin önünde bir günlük yiyecek parası varsa, ona bir şey vermek caiz olmaz. Fakat önünde para yoksa veya çok az varsa, onun bir günlük yiyeceği olduğu bilinmediğinden sadaka vermek caiz olur.

    Her gün az da olsa sadaka vermelidir. Bir ay bekleyip de daha çok vereyim diyerek sadakasız gün geçirmemelidir.

    Bilal-i Habeşi hazretleri, misafirlerine ikram etmesi için Resulullah efendimize vermek üzere en iyi hurmalardan bir yığın hurma ayırmıştı. Bir gün Peygamber efendimiz, Hazret-i Bilal’in evine gelip bu hurmaları görünce, bunların ne olduğunu sordu. Hazret-i Bilal de, (Bunları misafirlerinize ikram edesiniz diye size vermek üzere sakladım) dedi. Peygamber efendimiz buyurdu ki:
    (Bunların Cehennemde duman olmasından korkmuyor musun? Ya Bilal bunları infak et, azalır diye korkma!) [Bezzar]

    Hediye için bile uzun müddet saklamak uygun görülmemiştir.

    Sual: Birisinden bir şey istemek caiz midir?
    CEVAP
    Bir günlük yani sabah ve akşam yiyeceği olan kimsenin başkasından bir şey istemesi haramdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (İhtiyacını karşılayacak bir şeyi varken, bir şey isteyen, muhakkak Cehennem ateşini çoğaltmış olur.) Bunun üzerine (Ya Resulallah, istemeye mani olan zenginlik nedir?) diye sual edildiğinde Peygamber efendimiz buyurdu ki: (Sabah ve akşam yiyeceği kadar bir mala sahip olmak.) [Ebu Davud]

    Başka bir rivayet ise şöyle:
    (Sabah ve akşam karnını doyuracak kadar yiyeceği olmak.) [İbni Huzeyme]

    Bir günlük yiyeceği varken dilenmek haramdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

    (Kim bana insanlardan bir şey istemeyeceğine söz verirse, ben de Onun Cennete gireceğine kefil olurum.) [Nesai]

    (Kim insanlardan bir şey istemezse, Allahü teâlâ onu zengin eder. Kanaat edene de Allah kâfidir.)
    [Bezzar]

    (Halktan bir şey istemeyin! Bir misvakı bir defa kullanmak için de olsa.)
    [Beyheki]

    (Açgözlü olmaktan, istemekten sakının! Tamah, fakirliğin tâ kendisidir.) [Taberani]

    (Sakın kimseden bir şey isteme! Kırbacın düşse bile, başkasından isteme, inip kendin al!)
    [İ. Ahmed]

    Hazret-i Ebu Bekir, deve ile giderken devenin yuları düşünce, devesini çöktürüp yuları aldı. Oradakiler, (Bize söyleseydin de biz alıp sana verseydik, inmene ne lüzum vardı?) dediler. Hazret-i Ebu Bekir, (Resulullah bana, halktan bir şey istemememi emretti) buyurdu. (İ. Ahmed)

    Sual:
    Dilenci, (Allah rızası için bana bir sadaka ver) derse, ona Allah versin diyerek terslemek caiz mi?
    CEVAP
    Her dilenene sadaka vermek uygun değil ise de, bu şekilde terslemek de uygun değildir.

    19/12/2008 | Kategori: dini bilgiler | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

    denemeden iyi demek

    Sual: Abdullah bin Mübarek hazretlerinin "Şu dört cümle, dört bin hadis-i şeriften seçilmiştir; Kadına güvenme, mala aldanma, mideni fazlaca doldurma, işine yarayacak kadar ilim öğren" nasihatinde geçen kadına güvenme ne demektir? Burada kadın kötülenmiyor değil mi?
    CEVAP
    Evet kadın kötülenmiyor. Çünkü Peygamber efendimiz buyuruyor ki:
    (Kadınlara ancak asalet ve şeref sahibi kimse değer verir. Onları ancak kötü ve aşağılık kimseler hor görür.) [İ. Asakir]

    Tedbirsiz hareket etme, tecrübe etmeden, iyi tanımadan her kadına güvenme demektir.

    İşin önemini belirtmek için her dilde mübalağalı anlatım olur. Türkçe’de, biraz bekleyen kimsenin, (Kaç saattir bekliyorum, sabahtan beri bekliyorum, sana bin kere söyledim bunu) demesi gibi.

    Peygamber efendimiz, (Cehenneme baktım kadınların ve zenginlerin çoğu orada idi) buyuruyor. Saliha kadın ve salih zengin Cehenneme gitmez. Demek ki çoğunluk olarak Cehennemde kadın ve zengin bulunuyor. (Okur yazar değilim ama Kayseriliyim) diye de bir söz var. Bu demek her Kayserili gözü açık demek değildir. Ama gözü açıklar çok olduğu için böyle denmiş. Kadına güvenme demek, bazı kadınlara güvenilmez, iyi tanımadan güvenme demektir. Mesela bir hadis-i şerif meali şöyledir:
    (Kardeşine bile güvenme.)
    [Taberani]
    Bu da hiçbir kardeşe güvenme demek değildir. Tecrübe etmeden, iyi tanımadan güvenme demektir.

    Yahya bin Muaz Razi hazretleri buyuruyor ki:
    (Allah'tan başka hiç kimseye güvenme.)
    Salih insanlara da güvenme demek değildir. Bunlar tedbir için söylenmiş sözlerdir.

    Hazret-i Ali, ehl-i beyte buyururdu ki:
    (Soyunuza güvenmeyin, ibadet yapmaya devam edin.)
    Halbuki onların Cennete gidecekleri hadis-i şerifle bildirilmiştir. Sanki böyle bir şey yokmuş gibi dinin emrine uyun diye ikaz ediyor.

    İmam-ı a’zam hazretleri, imam-ı Ebu Yusuf’a ettiği nasihatte buyurdu ki:
    (İlim sahiplerine hürmet et. Yaşlılara saygı, gençlere sevgi göster. Fasıklardan uzaklaş, iyilerle düşüp kalk. Kimseyi küçümseyip hafife alma. Sırrını kimseye açma. Çok iyi bilmedikçe kimsenin arkadaşlığına güvenme.)
    İmam-ı a’zam hazretlerinin sözü sorduğunuz hadis-i şerifi açıklar mahiyettedir. (Çok iyi bilmediğiniz kimseye güvenme) buyuruyor. Buna kadın da dahil elbette.

    Zeynel Âbidin hazretleri, oğlu Muhammed Bâkır’a buyurdu ki:
    Ey oğlum, dört çeşit kimseyle arkadaşlık etme ve onlara güvenme!
    1- Fasıklarla,
    2- Cimrilerle,
    3- Yalancılarla,
    4- Sıla-i rahmi terk edenlerle.

    Demek ki güvenilmeyecek kimseler kötü kimselerdir. Yalancı mı, cimri mi bilmeden, tanımadan hemen güvenme diye bir ikaz var burada.
    Bir atasözü:
    Güvenme varlığa, düşersin darlığa.
    Bu sözler hep tedbir için söylenmiştir.

    Bir âlim de, kendini yüzüne karşı övene buyurdu ki:
    (Beni niçin övüyorsun? Öfkeli iken tecrübe ettin de beni halim selim mi buldun? Benimle yolculuk ettin de iyi biri olarak mı gördün? Bana bir emanet verdin de buna riayet ettim mi? Bilmediğin kimseyi nasıl översin?)

    19/12/2008 | Kategori: dini bilgiler | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

    çok gülmek

    Sual: Gülmek uygun mudur?
    CEVAP
    Tebessüm etmek, güler yüzlü olmak çok iyidir. Peygamber efendimiz kahkaha ile gülmezdi. Fakat herkese güler yüz gösterir, tebessüm ederdi. Kahkaha ile gülmek mekruhtur.
    Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Hayrı, iyiliği güzel yüzlü olanların yanında arayınız!) [Dare Kutni]

    (Mümin kardeşinin yanında suratı asık durana, melekler lanet eder.) [Hatib]

    (İyiliği, güzel yüzlü kimselerden talep ediniz.) [Beyhekî]

    İmam-ı Gazali hazretleri, İhya’da, Allah korkusundan ağlamanın faziletini anlatırken, (Az gülüp, çok ağlasınlar) mealindeki âyet-i kerimeyi bildirmektedir. Bir bayan okuyucu, imam-ı Gazali hazretlerini tenkit ediyor, (O âyet kâfirler için inmiştir. Müslümanın ağlaması doğru değildir) diyor. İmam-ı Gazali hazretleri o âyetin kim için indiğini bilmez mi? Demek ki müslümanların da az gülüp çok ağlaması gerekiyor ki, o âyeti bildirmiştir. Âyeti en iyi anlayan Peygamber efendimiz, bu konuda şunları buyurmaktadır:
    (Eğer Cennet ve Cehennemi görseydiniz, az güler çok ağlardınız.) [Müslim]

    (Gülerek günah işleyen, ağlayarak Cehenneme gider.) [Ebu Nuaym]

    (Çok gülmek kalbi öldürür ve müminin değerini düşürür.) [Tirmizi]

    (Allahü teâlânın kendinden razı olup olmadığını bilmeden kahkaha ile gülene şaşılır.)
    [E. Nuaym]

    (Mescitte gülmek, kabirde karanlıktır.) [Deylemi]

    Peygamber efendimiz, Hazret-i Mikail’in gülmeyişinin sebebini Hazret-i Cebrail’e sual eder. O da, (Cehennem yaratıldığından beri hiç gülmemiştir) cevabını verir. (İ. Ahmed)

    Bezzar ve Buhari’de bildiriliyor ki, Peygamber efendimiz de, rastgele gülenleri görünce, (Benim bildiğimi siz bilseydiniz, az güler, çok ağlardınız) ve (Kur'an-ı kerim, Cennet ve Cehennemin halini bildirirken nasıl böyle gülersiniz) buyurdu. Sonra şu mealdeki âyet-i kerimeler nazil oldu:
    (Kullarıma haber ver ki, çok bağışlayıcı ve pek merhametli olduğum gibi, azabım da çok şiddetlidir.) [Hicr 49, 50]

    Enbiya ve ulema buyurdu ki:
    Ey havariler, sizde iki cahillik alameti vardır. Hayret veren bir şey olmadan gülüyor ve sabaha kadar hiç kalkmadan uyuyorsunuz. (Hazret-i İsa)

    Güler yüzlü ol, hiddetlenme! Hep faydalı iş yap, az da olsa zararlı iş yapma! Boş yere gülme, lüzumsuz dolaşma, hiç kimseyi kusurundan dolayı ayıplama, husumette kötü konuşmaktan kaçın! Bir işin olmadan bir yere gitme, günahların için ağla! (Hazret-i Hızır)

    Çok gülenin heybeti azalır, çok şaka yapan hafife alınır. (Hazret-i Ömer)

    Ömrümde bir defa güldüm, ona da pişmanım. (İmam-ı a'zam)

    Cennette ağlamak ve Cehennemde gülmek çok tuhaftır. Fakat Cennete mi, Cehenneme mi gideceğini bilmeden gülmek daha çok tuhaftır. (Muhammed bin Vasi)

    Dört şey, mümini gülmekten alıkoymalıdır: Ahiret işleri, geçim derdi, günahların verdiği sıkıntı, musibetlerden gelen elem. (Yahya bin Muaz)

    Hasan-ı Basri
    hazretleri de, kahkaha ile gülen bir gence, (Oğlum, Sıratı mı geçtin veya Cennete gideceğine dair bir garantin mi var da böyle gülüyorsun?) buyurmuş, O gencin de bir daha boş yere güldüğü görülmemiştir.

    Üç şey kalbi katılaştırır:
    1- Şaşılacak bir şey olmadan gülmek,
    2- Acıkmadan yemek,
    3- Lüzumsuz konuşmak.

    Şu beş şeyi de düşünen kahkaha ile gülemez:
    1- İşlediği günahları düşündükçe, endişe içinde olur, gülemez.
    2- Yaptığı iyi amellerin kabul olduğunu bilmeden, gülmesi doğru olmaz.
    3- Acaba gelecekte neler yapar, akıbeti nasıl olur diye düşünen kimse, endişe içinde olur.
    4- Cennet ve Cehennemden hangisine gideceğini bilmeyenin üzülmesi gerekir.
    5- Acaba, Allahü teâlâ kendisinden razı mı, yoksa kendisine dargın mı? Bunları düşünen, kahkaha ile nasıl gülebilir? (Tenbih-ül-gafilin)

    Lüzumsuz yere çok gülmek, devamlı mide ile meşgul olmak iyi değildir. Ramazan-ı şerif haricinde de ara sıra oruç tutmalıdır! Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Aç ve susuz kalarak üzüntülü olmaya çalışın) [Taberani]

    Gülerek küfre düşmek
    Sual:
    Bazı cahiller, şaka ile (Ben hocaların bulunduğu Cennete değil, artistlerin, dansözlerin şarkı çalıp oynadığı Cehenneme gitmeyi isterim) diyerek gülüyorlar. Böyle söyleyenlere gülen de kâfir olur mu?
    CEVAP
    Cehennem gülüp oynama yeri değil, şiddetli azap çekme yeridir. Dinin bir emrini böyle alaya almak küfrü gerektirir. İsteyerek buna gülen de küfre girer. Yani kâfir olur. İradesi dışında gülerse küfür olmaz. Din ile alay edenler, gülerek günah işleyenler cezalarını elbette ahirette görürler. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Gülerek günah işleyen, ağlayarak Cehenneme gider.) [Ebu Nuaym]

    İnanmayanların alay ettikleri gibi, Cehennem gülüp oynama yeri değil, zalimlerin, hainlerin şiddetli azap görecekleri bir ceza yeridir. Cehennem o kadar korkunç bir yerdir ki günahsız olan melekler bile, onun dehşetinden korkarlar. Peygamber efendimiz, Cebrail aleyhisselamı çok üzgün görünce sebebini sorar. O da, (Cehennemin öyle kızgın bir alevini gördüm ki, onun tesirinden hâlâ kendime gelemedim) diye cevap verir. (Taberani)

    19/12/2008 | Kategori: dini bilgiler | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

    çoğunluğa uymak

    Sual: Her işte, her zaman çoğunluğa uymak veya doğruyu bulmak için çoğunluğa uymak gerekir mi?
    CEVAP
    Kimisi, (Çok kimse, bir dine inanmadığı için ben de inanmıyorum) diyor. Kimisi de, (Çok kimse namaz kılmadığı için ben de kılmıyorum, hemen herkes açık gezdiği için ben de açık geziyorum) diyor. Genel olarak çoğunluk örnek gösteriliyor. (Herkes böyle yapıyor, ben de yapsam ne çıkar?) deniyor.

    İyilik, doğruluk, güzellik, hak gibi hususlar, her zaman çoğunluğun bulunduğu yerde olmaz. Mesela Çin’in, Japonya’nın nüfusu çoktur. Dinleri budizmdir. İnsanların çoğu budist diye, budizmin doğru olduğu söylenemez. Dünyada müslüman olmayanlar, müslümanlardan daha fazladır. Buradan müslümanlığın hak din olmadığı söylenemez. Allahü teâlâ, insanların çoğuna uyanın sapıtacağını bildiriyor. (Enam 116)

    Kur'an-ı kerimde bir çok hususta çoğunluğun, "insanların çoğu" veya "onların çoğu" ifadesi kullanılarak yanlış yolda olduğu bildiriliyor. Birkaç misal:
    Doğru olan dinin müslümanlık olduğunu çoğu bilmez. (Rum 30, Yusuf 40)

    Allah’ın mucize yaratabileceğini çoğu bilmez. (Enam 37)

    Rızkı Allah’ın verdiğini çoğu bilmez. (Sebe 36)

    İnsanların çoğu kâfirdir. (Nahl 83)

    Çoğu fasıktır. (Maide 49, 81,Tevbe 8, Hadid 16, 27)

    Çoğu müşriktir. (Rum 42)

    Çoğu inanmaz, iman etmez. (Bekara 100, Hud 17, Rad 1)

    Çoğu inkârcıdır. (İsra 89)

    Çoğu gafildir. (Yunus 92)

    Kâfirlerin çoğu akletmez, kafası çalışmaz. (Maide 103)

    Ölüleri Allah’ın dirilteceğini çoğu bilmez. (Nahl 38)

    Kıyametin geleceğine çoğu inanmaz. (Mümin 59)

    Azlar kıymetli mi?
    Genelde kıymetli şeyler azdır. Mesela verilen nimetlere şükretmek çok iyidir, fakat şükreden azdır. (Sebe 13, Araf 10, Müminun 78, Secde 9, Mülk 23, Bekara 243, Yunus 60 Yusuf 38, Mümin 61, Neml 73) [Şükür, İslamiyet’e uymak demektir. (Mek. Rabbani)]

    Hazret-i Nuh’a inanıp gemisine binenler çok azdı. (Hud 40)

    Salihler, geceleri az uyur. (Zariyat 17)

    Az gülmek iyidir. (Tevbe 82)

    İman edip iyi işler yapan, hakkı ve sabrı tavsiye edenler hariç, insanlar zarardadır. Böyle kimseler ise azdır. (Asr, Sad 24)

    Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:
    (İyilik çoktur; yapan azdır.) [Hatib]

    (Susmak, hikmettir; susan azdır.) [Deylemi]

    (Malını hayra harcayıp kurtulacak olan zenginler azdır.)
    [İbni Mace]

    (Akıllı, kibrit-i ahmerden daha azdır.) [Hakim]
    [Kibrit-i ahmer, altın gibi az bulunan madde.]

    Hikmet ehli buyuruyor ki:
    1-
    Halk, çok amelle meşgul olurken sen az da olsa iyi, güzel amelle meşgul ol!
    2- Halk, nafile ibadetlerle oyalanırken sen farzları tam yapmaya çalış!
    3- Herkes, dışını süslerken sen, içini, kalbini süsle!
    4- Herkes, başkasının aybını araştırırken, sen kendi ayıplarınla meşgul ol!
    5- Herkes, dünyadaki faydasız şeyleri imar ederken, sen ahiretini imar et!
    6- Herkes, insanlara yaranmaya çalışırken, sen Allah’ın rızasını kazanmaya çalış!
    7- Herkes, fanilerle dost olurken, sen baki olan Allah ile dost ol!
    8- Herkes, bir şeye güvenirken, sen yalnız Allah’a güven!
    9- Herkes, nefsini beğenirken sen kötülemeye çalış!
    10- Herkes, mal toplarken, sen cömert ol.

    Kötüler çok olsa da onlara uymak doğru değildir. Dinimizin emrine uyan kimse, iyiyi, güzeli, doğruyu bulmuş olur.

    19/12/2008 | Kategori: dini bilgiler | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

    cübn(korkaklık)

    Sual: Cübn ne demektir?
    CEVAP
    Cübn, korkaklık demektir. Gadabın, sert davranmanın lüzumlu miktarına (Şecaat) denir. Lüzumundan az olmasına, zayıf olmasına (Cübn) denir. Cübn, kötü huydur.

    Korkak olan kimse, zevcesine ve akrabasına karşı gayretsizlik ve hamiyetsizlik gösterir. Onları koruyamaz. Zillete ve zulme boyun eğer. Haram işleyeni görünce susar. Başkalarının malına tamah eder. İşinde sebat etmez. Verilen vazifenin ehemmiyetini anlamaz. Allahü teâlâ, Tevbe suresinde şecaati, kahramanlığı övüyor. Nur suresinde, zina edenlere, had cezası verilmesinde merhamet olunmamasını emrediyor.

    Hadis-i şerifte, (Sevgili kızım Fatıma hırsızlık ederse, elini keserim!) buyuruldu. Allahü teâlâ, Feth suresinde, Eshab-ı kiramı, (Kâfirlere gadap ederler), harpte sert davranırlar diyerek övmektedir. Tevbe suresi, 73. âyet-i kerimesinin meali âlisi, (Kafirlere karşı sert ol), yani saldırdıkları zaman korkmadır. Bir hadis-i şerifte, (Ümmetimin hayırlısı, demir gibi dayanıklı olanıdır) buyuruldu. İslam’a ve Müslümanlara düşmanlık edenlere, saldıranlara karşı sert olmak lazımdır. Bunlara karşı korkak olmak, caiz değildir. Korkarak kaçmak, Allahü teâlânın takdirini değiştirmez. Ecel gelince, Azrail aleyhisselam, insanı nerde olursa olsun bulur. Kendini tehlikeye atmak da, caiz değildir. Tehlikeli yerde yalnız kalmak, yalnız yürümek, günahtır.

    Peygamber efendimiz korkaklıktan Allahü teâlâya sığınmıştır. Bir hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Ya Rabbi, acizlikten, tembellikten, korkaklıktan, cimrilikten ve her çeşit hastalıktan sana sığınırım!) [Tergib]

    Depremden kaçmak
    Sual:
    Deprem olurken dışarıya kaçmak caiz midir?
    CEVAP
    Peygamber efendimiz, yolda eğri duvarın önünden koşarak geçince, Allahü teâlânın kaza ve kaderinden mi kaçıyorsun dediler. (Allahü teâlânın kazasından, yine onun kazasına kaçıyorum) buyurdu. (Hindiyye)

    Deprem olurken kapalı yerde isek dışarıya kaçmanın caiz hatta müstehab olduğu kitaplarda yazılıdır. (Redd-ül Muhtar, Bezzaziye)

    Fakat kaçmak tehlikeli olacaksa içeride kalıp, tedbir almak gerekir.

    19/12/2008 | Kategori: dini bilgiler | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

    cömertlik

    Sual: Cömertliğin fazileti nedir?
    CEVAP
    Cömerdin az ibadeti, cimrinin çok ibadetinden üstün olduğu gibi, cömert cahil de, cimri âlimden üstündür. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Allahü teâlâ cömerdi, gece gündüz ibadet eden cimriden daha çok sever.) [Tirmizi]

    (Allah katında cömert bir cahil, cimri âlimden daha üstündür. Çünkü cimrilik en ağır hastalıktır.) [Dare Kutni]

    Cömerdin imanı kuvvetli, cimrinin imanı ise zayıftır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Cömertlik iman sağlamlığından ileri gelir. İmanı sağlam olan Cehenneme girmez. Cimrilik, şekten, şüpheden meydana gelir. [İmanda] şüphesi olan da Cennete giremez.) [Deylemi]

    (Bir kulun kalbinde cimrilikle iman bir arada bulunamaz.)
    [Nesai]

    (Cömert, Allah’a, insanlara, Cennete yakın, Cehennemden uzaktır. Cimri ise bunun aksinedir.)
    [Tirmizi]

    (Cömert olun ki, Allahü teâlâ da size cömertlik etsin! İyi bilin ki cimrilik küfürdendir, küfrün yeri de Cehennemdir.)
    [Deylemi]

    Cömert, gayri müslim bile olsa, Cehennemdeki azabı, diğer kâfirlerinki kadar şiddetli olmaz. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Cömert kâfir, Cehenneme girerken, Allahü teâlâ, [Cehennemde vazifeli meleklerin en büyüğü olan] Malike, "Bunu, dünyadaki cömertliği nispetinde Cehennemin azabı hafif olan tarafına koy" buyurur.) [Deylemi]

    Cömerdin kazancı, malı bereketi olur. Cömertliği nispetinde malı artar. Misafirin rızkı ile geldiği, kırk gün bereket bıraktığı, sadaka vermekle malın eksilmeyeceği hadis-i şeriflerde bildirilmiştir.
    Cömert olmaya çalışmalı, cimrilikten sakınmalıdır! Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Aman cimrilikten son derece sakının! Sizden öncekileri cimrilik helak etmiştir.) [Müslim]

    Cimrilikten kurtulup cömert olmak
    Sual:
    Cimrilik nedir? Cömert olmak için ne yapmak gerekir?
    CEVAP
    Cimrilikten kurtulup cömert olmak için, cimriliğin dünya ve ahiretteki zararlarını cömertliğin de faydalarını iyi bilmek ve inanmak gerekir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Allahü teâlânın evliyasının hepsi cömert ve güzel ahlaklıdır.) [Dare Kutni]

    (Ebdal denilen evliya, çok namaz kıldığı, çok oruç tuttuğu için değil, cömertlik ve halka nasihat etmeleri sebebiyle Cennete girer.)
    [Ebu Nuaym]

    (Cennet, cömertler yurdudur.)
    [Ebuşşeyh]

    (Cennette cömertler köşkü vardır.) [Taberani]

    (Rabbim, "İbrahim cömert olduğu için, dost edindim" buyurdu.)
    [Taberani]

    (Cömert olan ve halktan az şikayet eden, bu ümmetin efendisidir.)
    [Taberani]

    (Cömert, Allah’a hüsnü zannı olduğu için cömerttir. Cimri de, Allah’a suizannı olduğu için cimridir.)
    [Ebuşşeyh]

    (Cömertlik, dalları dünyaya sarkmış bir Cennet ağacıdır. Kim bu ağacın bir dalına tutunursa, bu dal onu Cennete götürür. Cimrilik de, dalları dünyaya sarkan Cehennem ağacıdır. Bu dalın birine yapışan, Cehenneme gider.)
    [Beyheki]

    (Allahü teâlâ, cömertlikle güzel huyu sever, cimrilikle kötü huyu sevmez.)
    [Berika]

    (Ben kefilim ki, cömert Cennete cimri Cehenneme girecektir.) [İsfehani]

    (Cömerdin yemeği ilaç, cimrinin ki hastalıktır.)
    [Dare Kutni]

    (Kendi ihtiyacı varken, başkasını tercih edenin günahları affolur.) [İ. Hibban]

    {Kur'an-ı kerimde Eshab-ı kiram, böyle övülüyor: (Kendileri zarurette iken, başkalarını kendilerine tercih ederler.) [Haşr 9]}

    (Cömert olursanız, Allahü teâlâ da size, cömertçe ihsanda bulunur.)
    [Deylemi]

    (Yukarıdaki el, aşağıdakinden, veren el, alan elden üstündür.) [İ.Huzeyme]

    [Not: (Cimri, Cennete girmez), (Cimrilik küfürdür) gibi hadis-i şerifleri açıklaması ile birlikte okumalıdır. Açıklamasız okunursa yanlış anlamaya sebep olur. Cimrilik her ne kadar kötü ahlaktan ise de, imansızlık değildir. (Cimri, günahının cezasını çekmedikçe Cennete giremez) demektir. Hatta sevabı günahından çok gelirse, Cehenneme girmeden de Cennete gider. Affa ve şefaate uğrayarak da Cennete gidebilir.

    (Cömert Cennete yakındır)
    hadis-i şerifi de böyledir. Yani cömerdin imanı yoksa ebedi olarak Cehennemde kalır. İmanı varsa, sevapları fazla ise Cennete gider. Ehl-i sünnete göre, iyilik eden muhakkak Cennete, kötülük eden muhakkak Cehenneme gider diye bir şey yoktur. Bir müminin günahı sevabından çok ise, affa ve şefaate de uğramamışsa, günahının cezasını çektikten sonra Cennete gider. İmanı olmayan kimsenin ise, ne yaparsa yapsın, hiçbir iyiliği onu Cehennemden kurtaramaz. (İslam Ahlakı)]

    Cömertlik için ne dediler?
    Sual:
    Cömertlik nedir, cömert kime derler?
    CEVAP
    Cömertlik, hiçbir karşılık beklemeden ihsanda, bağışta bulunmak demektir. Teşekkür edilmeyi, övülmeyi istemek de cömertliğe yakışmaz. Kerem sahibi bir cömerde sorarlar:
    - Muhtaçlara çok ihsanda bulunuyorsun. Acaba onlar sana minnettarlık hissi içinde bulunuyorlar mı?
    - Hiçbiri bana minnettar kalmaz. Yani onlara o hissi verecek şekilde hareket etmem. Bir şey verirken kendimi aşçının elindeki kepçe gibi kabul ederim. Kepçenin övünmeye, minnete sebep olmaya hakkı yoktur.

    Bir zat da buyurdu ki:
    "Servetiyle ülkeler satın aldığı halde yapacağı ikram ile gönülleri satın almayan adama şaşarım."
    Bir bedeviye (Efendiniz kim?) derler. O da, (Kötü sözlerimize dayanan, isteyene veren, cahilliklerimize göz yuman) der.

    Hazret-i Hüseyin’in oğlu Ali: "Ben isteyene vermem" diyen cömert sayılmaz. Hakiki cömert, Allah’a itaat eden kullarına Allah hakkını ödeyen, bunun karşılığında teşekkür beklemeyen ve bunu yalnız Allah için yapan kimsedir, demiştir.

    Mala bağlanmak
    Hasan-ı Basri hazretlerine sorarlar:
    - Cömertlik nedir?
    - Allah rızası uğrunda servetini sarfetmektir.
    - Mala nasıl bağlanmalı? [Yani malı korumak için ne yapmalı?]
    - Onu Allah yolunda dağıtarak...
    - İsraf nedir?
    - Mal ve makam sevgisi yolunda infaktır.

    Cimrilik ve cömertliğin ölçüsü insandan insana değişir. Mesela bazı şeyler, fakir için normal karşılanırken zengin için ayıplanır. Yabancılar normal karşılarken aile efradı onu ayıplar. Gençlere normal olan bir husus, ihtiyar için hoş görülmez. Erkekler yaparsa kötü, fakat kadınlar yaparsa önem verilmez.

    Kasaptan, bakkaldan aldığı şey, az noksan diye geri götürüp veren cimridir. Bir şey yer iken, pencereden evine gelen birini görüp, hemen yediğini saklayan, cimridir.

    Dünyalık ele geçirmek veya nefsin kötü arzularına kavuşmak için vermek de cömertlik sayılmaz. Hiçbir karşılık beklemeden dünyalık vermek malda cömertliktir. Dinde cömertlik ise, yine hiçbir karşılık beklemeden Allah yolunda, yalnız Allah sevgisi için canını vermektir.

    Mal, insanoğluna bir fayda için verilmiştir. O malı saklayıp faydalı bir işte kullanmamak cimrilik olur. Faydalı işler, dinin ve mürüvvetin verilmesini iyi gördüğü şeylerdir. Mürüvvet, faydalı olmak, iyilik yapmak, arzusudur. İnsanlık yiğitlik demektir.

    Karşılık beklemek
    Cömertlik, hiçbir karşılık beklemeden vermektir. Muhtaçları gözetmeden vermektir. Muhtaçları gözetmek, istemeden vermek ve verdiğini azımsamak cömertliktir.

    Zaman icabı, ileride bir sıkıntıya düşmemek için malı, parayı saklamak, avam için cimrilik sayılmazsa da, ilim ehli salih kimseler için cimriliktir. Dinin ve mürüvvetin icaplarını yerine getiren cimrilikten kurtulursa da cömert sayılmaz.

    Övülmek veya teşekkür beklemek için veren de cömert sayılmaz. (Biz şunu verelim, o da bana bir şey verebilir, vermezsem ayıp olur, yoksa cimri derler) gibi düşüncelerle veren de cömert değildir.
    Büyükler buyuruyor ki: (Cömert verene değil, verdiğine sevinene denir.)

    Cömertliğin üstün mertebesi olduğu gibi, cimriliğin de aşırı derecesi vardır. Bu da kendine gerekmeyen şeyi vermemektir. Canının istediği şeyleri almaya gücü yeterken param gidecek diye almaz. Hatta hastalansa, bedava ilaç alma yollarını arar. Bunu da bulamazsa tedavi olmaktan vazgeçer.

    Cömertlikte zirve

    Cömertlik, kendine ihtiyacı olmayan şeyleri başkalarına vermektir. İsar ise, kendine gereken şeyleri vermektir. Yani başkalarını kendine tercih etmektir.

    Cömertliğin üstün derecesi olan isar büyük bir haslettir. Ancak bunu büyük insanlar yapar. Allahü teâlâ, Eshab-ı kiramı överken buyuruyor ki:
    (Onlar, fakr-u zaruret içinde olsalar bile, diğerlerini kendilerine tercih edip öz canlarından daha üstün tutarlar.) [Haşr 9]

    Hadis-i şerifte de buyuruldu ki:
    (Kendisine gerektiği şeyi, kendi arzu ve ihtiyacını tehir edip başkasına verirse, Allahü teâlâ onun günahlarını affeder.) [İbni Hibban]

    Medine’nin yerlisi olanlar [Ensar-ı kiram], Medine’ye hicret eden müslümanlara [Muhacirlere] büyük fedakârlıklarda bulunmuşlardır. Bütün mallarına onları ortak etmişlerdir.

    Resul-i ekrem efendimiz, ganimetlerin taksiminde iki teklifte bulundu. Ya Ensarın evlerinden çıkıp başka bir yerde kalmaları şartı ile ganimetlerin hepsi Muhacirlere verilecek veya Muhacirler, Ensarın evinde bir müddet daha kalmak şartı ile, ganimetler Ensar ile Muhacirler arasında taksim edilecekti. Bu teklifler için Ensar-ı kiram, (Biz ganimet istemeyiz. Hepsi Muhacirlere verilsin! Onların evlerimizden çıkmalarına da asla razı olamayız) dediler. Buna Peygamber efendimiz çok memnun oldu.

    Başkasını kendine tercih
    Peygamber efendimize misafir geldi. Evde yenecek hiçbir şey yoktu. Ensardan biri bu misafiri alıp evine götürdü. Onun da evinde yalnız bir kişilik yiyeceği vardı. Kandili söndürüp yemeği misafirin önüne koydu. Kendi de sofraya oturup yer gibi yapıyor, ellerini yemek kabına götürüp getiriyordu. Sabahleyin Resulullah efendimiz, ev sahibine buyurdu ki:
    (Allahü teâlâ, sizin misafire gösterdiğiniz cömertliğe çok memnun oldu. "Kendileri, ihtiyaç içinde olsalar da, başkalarını kendilerine tercih ederler" âyet-i kerimesini gönderdi.)

    Hazret-i Musa’ya, Peygamber efendimizin sahip olduğu makamlardan birinin nuru gösterilince, bayılacak hâle geldi, bu dereceye nasıl yükseldiğini sordu. Allahü teâlâ, (Yüksek ahlakı sayesinde bu dereceye kavuştu. Bu ahlak isardır. Ya Musa, ömründe bir kere isar edene, isar ahlakı ile bana kavuşana hesap sormaktan haya ederim) buyurdu. Cenab-ı Hak, Peygamber efendimizi överken (Elbette sen hulk-i azim [büyük ahlak] üzeresin) buyuruyor. (Kalem 4)

    Önce can sonra canan
    Sual:
    Önce can sonra canan demek uygun mu? Lüzumlu bir şeyi başkasına vermek günah mı?
    CEVAP
    Önce can sonra canan demek uygundur. Yani önce kendimizi kurtaracağız sonra başkalarını. Kendi itikadımız, kendi ahlakımız düzgün değilse, başkalarını nasıl kurtarabiliriz?
    Önce can gelir sonra canan demişler
    Gemisini kurtaran kaptan demişler

    Mal yönüyle de böyledir. Kendimiz yokluk içinde iken, elimizdekini başkalarına vermek doğru olmaz. Dinimiz, (Sadaka verirken israf etmeyin) buyuruyor. Sâbit bin Kays hazretleri, bir günde 500 ağacın hurmalarını toplayıp hepsini sadaka vererek evi için hurma bırakmadı. Muaz bin Cebel hazretlerinin de bir hurma ağacı vardı. Hurmalarını toplayıp hepsini sadaka verdi. Kendine bir şey kalmadı. Ondan sonra (İsraf etmeyin) âyeti geldi. Bir âyet meali de şöyledir:

    (Elini boynuna bağlayıp asma [cimrilik etme], büsbütün de açıp saçma. [itidalli ol, iktisada riayet et. Malını, kendine kalmayacak şekilde dağıtma!) Sonra kınanmış olur ve eli boş açıkta kalırsın.) [İsra 29]

    İbni Mesud hazretleri anlatır: (Bir çocuk, Resulullah efendimize gelip, bazı lüzumlu şeyleri sayıp “Annem beni sana gönderip bunları istedi” dedi. “Bugün bende bunların hiç biri yok” buyurdu. “Gömleğini bana ver” dedi. Hemen, mübarek gömleğini çıkarıp çocuğa verdi ve kendisi gömleksiz kaldı. Camiye gidemedi. O zaman, bu âyet geldi.) Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
    (Paranız ile, önce kendi ihtiyaçlarınızı alın. Artarsa, çoluk çocuğunuzun ihtiyaçlarına sarf edin. Bundan da artarsa, akrabanıza yardım edin!) [Müslim]

    (Kendisi veya çoluk çocuğu muhtaç iken veya borcu var iken verilen sadaka kabul olmaz. Borç ödemek, sadaka vermekten, köle azat etmekten ve hediye vermekten daha önemlidir. Başkasının malını, sadaka vererek, yok olmasına sebep olmayın!)
    [Buhari]

    Hazret-i Ebu Hüreyre anlatır: Resulullah efendimize biri gelip, bir altınım var, ne yapayım dedi. (Bununla kendi ihtiyaçlarını al) buyurdu. Bir altınım daha var dedi. (Onunla da çocuğuna lazım olanları al) buyurdu. Bir daha var dedi. (Onu da, âilenin ihtiyaçlarına sarf et) buyurdu. Bir altın daha var dedi. (Hizmetçinin ihtiyaçlarına kullan) buyurdu. Bir daha var deyince, [bu bildirdiklerimi ölçü alarak] (Onu kullanacağın yeri sen daha iyi bilirsin) buyurdu. (Begavi)

    Cömertlik menkıbeleri

    Cömert esir
    Resul-i Ekrem, götürülen düşman esirlerinin, birini işaret edip bırakılmasını emredince, Hazret-i Ali, sual etti ki:
    - Bunların hepsi düşman, hepsinin suçu da bir, bunu niçin istisna ediyoruz?
    Peygamber efendimiz buyurdu ki:
    (Cebrail aleyhisselam geldi, bunu bırakmamı; çünkü bunun cömert olduğunu, cömertliği Allahü teâlânın hoşuna gittiğini söyledi.) [İ. Gazali]

    Mektubu açmadan
    Birisi Hazret-i Hasan’a bir mektup getirdi. Mektubu açmadan, İsteğin yerine getirilecektir diyerek geleni gönderdi. Oradakiler (Mektubu okumadan niçin cevap verdin?) dediler. Buyurdu ki:
    (Mektubu okuyana kadar bekletirsem çekeceği sıkıntıdan Allahü teâlâ beni mesul tutar.)

    Herkesin değeri
    Yanına oturan fakir bedeviye Hazret-i Ali (Bir isteğin mi var?) buyurur. Bedevi utancından diliyle bir şey söylemeyip işaretle bildirir. Hazret-i Ali, yanında bulunan iki giyeceğin ikisini de Bedeviye verir. Bedevi sevinerek güzel bir beyit okur. Beyit Hazret-i Alinin çok hoşuna gider. Çocukları, için ayırdığı üç altının hepsini Bedeviye verir. Bedevi, (Ey Emir el müminin, beni kendi ailemin en büyük zengini ettin) der. Hazret-i Ali de, şu hadis-i şerifi nakleder:
    (Herkesin değeri, söylediği güzel sözlere, yaptığı iyi işlere göre ölçülür.) [M. Cami]

    Sahibini bulan kelle
    Eshab-ı kiramdan birine bir koyun kellesi hediye edildi. (Benden daha fazla ihtiyacı olan vardır) diyerek bir başkasına verdi. Kelle, aynı şekilde yedi kişiye dolaştıktan sonra tekrar ilk veren zata geldi. Onun diğerlerinden daha muhtaç olduğu meydana çıktı.

    İbadette isar
    Sual:
    İbadette isar uygun olur mu?
    CEVAP
    İbâdetlerde isar yapılmaz. Meselâ, camide birinci saftaki yerini başkasına vermek, namaz vakti gelince abdestsiz kimsenin, abdest suyunu başkasına vermesi caiz değildir.

    Kendine ihtiyacı olmayan şeyleri başkalarına vermek cömertliktir. Kendine lazım olan şeyleri vermek ise, isardır.
     

    19/12/2008 | Kategori: dini bilgiler | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

    cimrilik

    Sual: Cimri âlim olur mu?
    CEVAP
    Bilgili olmak ayrı şey, ilmi ile amel etmek ayrı şeydir. Dünyada yapılan bir iyiliğe ahirette 700, hatta daha fazla sevap verileceğine inanan kimse, cömert olmaya gayret eder. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Allah katında, cömert cahil, cimri âlimden daha kıymetlidir.) [Deylemi]

    (Cimrilikle iman, bir kulun kalbinde asla birlikte bulunamaz.) [Nesai]

    (Cimri çok ibadet etse de, Cennete girmez. Cömert, çok günah işlese de Cehenneme girmez.)
    [R. Nasıhin]

    Bu hadis-i şerifler müminler için söylenmiştir. Kâfir cömert de olsa Cennete giremez.

    [Not: (Cimri, Cennete girmez), (Cimrilik küfürdür) gibi hadis-i şerifleri açıklaması ile birlikte okumalıdır. Açıklamasız okunursa yanlış anlamaya sebep olur. Cimrilik her ne kadar kötü ahlaktan ise de, imansızlık değildir. (Cimri, günahının cezasını çekmedikçe Cennete giremez) demektir. Hatta sevabı günahından çok gelirse, Cehenneme girmeden de Cennete gider. Affa ve şefaate uğrayarak da Cennete gidebilir.

    (Cömert Cennete yakındır)
    hadis-i şerifi de böyledir. Yani cömerdin imanı yoksa ebedi olarak Cehennemde kalır. İmanı varsa, sevapları fazla ise Cennete gider. Ehl-i sünnete göre, iyilik eden muhakkak Cennete, kötülük eden muhakkak Cehenneme gider diye bir şey yoktur. Bir müminin günahı sevabından çok ise, affa ve şefaate de uğramamışsa, günahının cezasını çektikten sonra Cennete gider. İmanı olmayan kimsenin ise, ne yaparsa yapsın, hiçbir iyiliği onu Cehennemden kurtaramaz. (İslam Ahlakı)]

    Tamah ve cimrilik
    Sual:
    Cimrilikle tamah aynı mıdır, bunlardan kurtuluş yolu var mıdır?
    CEVAP
    Tamah, mal toplama, biriktirme hırsıdır. Cimrilik ise, harcanması gereken yerde para harcamaktan kaçınmaktır. Cimriliğin içinde tamah da vardır. Her hastalığın çaresi vardır. Önce hastalığı teşhis etmek gerekir! Hastalık belli olunca ona göre ilaç verilir. Allah’tan korkan, kötülük işlemekten çekinir. Tamahın kötü olduğunu bilen müslüman da bundan kaçar. Dinimizde mal sahibi olmak kötü değildir. Kur'an-ı kerimde mala hayır adı verilerek övülmüştür. [Bekara 180]
    Hadis-i şerifte de buyuruldu ki:
    (Mal, salih kimse için ne güzeldir.) [Taberani]

    Mal, kıymetli olduğu için onu israf etmek haramdır. Süfyan-ı Sevri hazretleri, malın insanın silahı olduğunu söyleyerek, insanın canını, malını, sıhhatini, dinini, şerefini mal ile koruyacağını bildirmiştir.
    Dinimiz malı böyle övmüş, fakat mal hırsını, mal sevgisini yermiştir. Zengin olmak başka, mala muhabbet başkadır. Tamah mala muhabbettir. Tamahkâr malını hayırlı işlerde kullanamaz. Mal sevgisinin kötü olduğunu bildiren hadis-i şeriflerden birkaçı şöyle:
    (İnsan yaşlandıkça, iki şeyi gençleşir: Uzun yaşama arzusu ve mal sevgisi.) [Buhari]

    (Mal ve makam sevgisinin, müminin dinine vereceği zarar, iki aç kurdun, koyun sürüsüne vereceği zarardan daha fazladır.)
    [Bezzar]

    (Sakın tamahkâr olmayın! Tamah, fakirliğin tâ kendisidir.)
    [Taberani]

    (Kanaat eden, en çok şükredenlerden sayılır.) [İbni Mace]

    (Aza kanaat etmeyen, çok ile doymaz.)
    [Beyheki]

    (Mal ve mevki sevgisi, suyun sebzeyi yeşertmesi gibi kalbde nifakı yeşertir.)
    [İ. Gazali]

    (İnsanoğlunun iki dere dolusu altını olsa, üçüncüsünü isterdi. Onun gözünü ancak bir avuç toprak doyurur.)
    [Buhari]

    (Zenginlik, mal çokluğu değil, gönül zenginliğidir.)
    [Buhari]

    (Şüphelilerden sakınan insanların en abidi olur, kanaat eden en çok şükredenlerden sayılır, kendisi için sevdiğini başkası için de seven kâmil bir mümin olur.)
    [İbni Mace]

    Kur'an-ı kerimde bildiriliyor ki, İbrahim aleyhisselam, (Ya Rabbi, beni ve çocuklarımı puta tapmaktan koru!) diye dua etmiştir. Puttan maksat para sevgisidir. Demek ki, parayı sevmek, puta tapmak gibidir. Bunun için (Paraya tapan helak oldu) buyuruldu. (Altın ve gümüşün kulu helak oldu. Sürçmedi, tamamen helak oldu) hadis-i şerifi, parayı çok sevenlerin akıbetini haber vermektedir. (Tirmizi)

    Kanaat gibi zenginlik olmaz. (Âlim ilme, tamahkâr da mala doymaz) buyuruldu.

    İnsan, genelde cimridir. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
    (De ki, "Eğer Rabbimin rahmet hazineleri sizin olsaydı, tükenir korkusuyla yine de vermeyip cimrilik ederdiniz." Gerçekten insan çok cimridir.) [İsra 100]

    (Allah’ın ihsan ettiği mal ile cimrilik yapanlar
    [zekat vermeyenler] iyi yaptıklarını [zengin kalacaklarını] mı zannediyorlar? Halbuki kendilerine kötülük ediyorlar. Cimrilik edip vermedikleri o mallar, [Cehennemde azap aleti olacak, yılan şeklinde] boyunlarına dolandırılacaktır.) [A. İmran 180]

    Cimriliğin zararları
    Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Cimrilik, helak edicidir.) [Taberani]

    (Allahü teâlâ, yemin ederek cimrinin Cennete girmeyeceğini bildirdi.) [Tirmizi]

    (Cimri abid olsa da, Cennete girmez.)
    [Taberani]

    (En kötü hastalık cimriliktir.) [D. Kutni]

    (Cimri, öyle bir kedere boğulur ki, artık sevinç ve ferahlık yüzü görmez.) [İ. Gazali]

    (Her sabah iki melekten biri, "Ya Rabbi, infak edene karşılığını ver!" diye, diğeri de, "Cimrilik edenin malını helak et!" diye dua eder.)
    [Buhari]

    ("Hakkımın zerresinden vazgeçmem" demek cimrilik için kâfidir.)
    [Hakim]

    (Kaybettiği dünyalığa üzülen, Cehenneme yaklaşmış olur.) [İ. Gazali]

    (Ya Rabbi cimrilikten sana sığınırım.) [Müslim]

    Savaşta ölen oğlu için (Vah şehidim) diye ağlayan kadına, Peygamber efendimiz, (Şehid olduğunu nereden biliyorsun? Belki boş konuşur, belki de cimri idi) buyurdu. (E. Ya’la)

    Cimriliğin tedavisi

    Sual: Cimrilik neden meydana gelir, tedavisi nasıldır?
    CEVAP
    Cimriliğin, diğer kalb hastalıkları gibi, ihlas noksanlığı, iman zayıflığı ve hatta küfürle ilgisi vardır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Cimrilik küfürdendir, küfrün yeri de Cehennemdir.) [Deylemi]

    (Cimrilikle iman, bir kalbde, birlikte bulunmaz.) [Nesai]

    Kur'an-ı kerimde de kâfirlerin cimrilik ettiği bildirilmektedir:
    (Cimrilik eden, hem de herkese cimriliği tavsiye eden ve kendilerine Allah’ın fazlından verdiğini gizleyen kâfirlere hor ve hakir edici bir azap hazırladık.) [Nisa 37]

    Cimrilik mal sevgisinden meydana gelir. Cimriliğin sebebi, uzun yaşama ümidi ile parasız kavuşamayacağı arzularıdır. Eceline üç gün kaldığını bilse, cimriye mal vermek zor gelmez. Fakat çocukları olur, onların yaşamasını kendi yaşaması gibi kabul ederse, cimriliği yine artar. Bu bakımdan çocuklar, cimrilik sebebi olabilir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Çocuk, cimrilik sebebidir.) [Hakim]

    Kur'an-ı kerimde de mealen buyuruluyor ki:
    (Mallarınız, çocuklarınız, sizin için fitnedir, imtihandır.) [Tegabün 15]

    (Mallarınız ve çocuklarınız, sizi Allah’ı anmaktan alıkoymasın!) [Münafikun 9]

    Zengin cimriler
    Kimi, çok zengindir, hiç kimsesi yoktur, yaşlanmıştır, öldükten sonra, malının başkasına kalacağını da bilir. Buna rağmen, sırf mala olan sevgisinden dolayı, zekat vermez, hastalansa doktora gitmez, birkaç ilaç almakla yetinir. Hatta kendi malını yemeye bile korkar. Para, insanı ihtiyacına ulaştıran bir vasıta olduğu için sevilir. Tatlıya ulaştıran her şey tatlıdır. Cimri, tatlıyı unutmuş görünüp, tatlı alacak parayı sever.

    Malı, Allah yolunda harcamak için biriktirmenin zararı olmaz. Hadis-i şerifte (İyi kimseye, malın iyisi ne güzel yakışır) buyuruldu. İyi yolda harcanmayan paranın vebali vardır. Taparcasına parayı sevmek kötüdür. Hadis-i şerifte (Altın ve gümüşün kuluna lanet olsun!) buyuruldu. (Tirmizi)

    Her hastalık, sebebinin zıddı ile tedavi edilir. Nefsin çeşitli arzularından kurtulmanın, ilacı, aza kanaat ve sabırdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Allahü teâlânın ihsan ettiği az rızka, kanaat eden mümin, kurtuluşa ermiştir.) [Müslim]

    (Kanaat tükenmez hazinedir.) [Beyheki]

    (Allahü teâlâ kanaat edeni, kanaatkâr yapar.)
    [Taberani]

    (Aza kanaat etmeyen, çok ile doymaz.) [Beyheki]
    Aza kanaat etmeyen çoğu bulamaz.

    Çocuklarının fakir kalacağı korkusunun ilacı ise, cimrilikle zengin olunamayacağını, bıraktığı malları boşa harcayabileceklerini, hatta bazen servetin kötü yollara sevk ettiğini, zengin olacaklarsa bir başka yerden buna kavuşacaklarını düşünmelidir. Her zenginin, miras sebebiyle zengin olmadığını, mirasa konanların ise, boşa harcadıklarını da bilmek gerekir. Çocukları iyi olursa, Allahü teâlânın onlara kâfi geleceğini, kötü olurlarsa, bıraktığı malları, kötü yollarda harcayacaklarını düşünmelidir!

    Birçok cimrinin gafletle öldüğünü, hasret çektiğini, bıraktığı malı mirasçıların harcadığını göz önüne getirmelidir. Cimriliğin her bakımdan kötü olduğunu düşünmelidir!

    Aşırı mal sevgisinin ilacı, o maldan ayrılıp uzaklaşmaktır. Faydalı işte kullanmadığımız malı, denize atıp aşırı sevgisinden kurtulmak, cimrilikle saklamaktan daha az zararlıdır. Bir malı cimrilikle saklamak, riya ile başkasına vermekten daha kötüdür.

    Mal, yılan gibi, içinde hem zehir ve hem ilaç vardır. Malı kullanmayı bilmek gerekir. Yani biz malı kullanmalıyız, mal bizi kullanmamalıdır!

    Cimrilik, verilmesi gerekeni vermemektir. Mesela yemeği olanın, aç komşusuna vermemesi, cimrilik olur. Cömertlik, cimrilikle israfın arasında orta yoldur. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
    (Onlar harcadıklarında, ne israf, ne de cimrilik ederler; bu ikisi arasında orta bir yol tutarlar.) [Furkan 67]

    Cömert miyim, cimri miyim?
    Sual:
    Bir kimse, kendinin cömert veya cimri olduğunu bilebilir mi?
    CEVAP
    Bir kimseye verdiği şey zor gelmezse, cömert sayılır. Zor gelirse cömert sayılmaz. Mürüvvetin icapları ile iktifa eden, cimrilikten kurtulur. Mürüvvet, insanlık demektir.

    Hazret-i Hasan da buyurdu ki: "Mürüvvet, kulun, dinini muhafaza edip nefsini korkutması, misafirini iyi karşılaması, münazaalarda, güzel davranması demektir. Ululuk ise, komşuya eziyet etmemek ve zorluklara göğüs germektir. Kerem de istemeden vermek, yerinde yemek yedirmek, saile yumuşak davranmak ve bol vermektir."

    Zekatı severek veren, kurban kesen cömerttir. Hadis-i şerifte, (Zekatını severek veren, misafirini ağırlayan, darda kalana yardım eden cimrilikten kurtulur) buyuruldu. (Taberani)

    Misafir ağırlamak
    Malı saçıp savurmak ne kadar kötü ise, malı korumak da o kadar mühimdir. Misafire ikram etmek ise, malı korumaktan mühimdir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Misafir ağırlamayanda hayır yoktur.) [İ. Ahmed]

    (En iyiniz, yemek yedireninizdir.) [Hakim]

    (Allahü teâlâ, yemek yediren cömertle meleklerine övünür.)
    [İ. Gazali]

    (Yemek sofrası misafirin önünde bulunduğu müddetçe, melekler, ev sahibine istiğfar ederler.) [Taberani]

    (Arkadaşına, arzu ettiği yemeği ikram edenin günahları affolur.)
    [Bezzar]

    Bir insanın karnını bir sefer doyurmanın bile ne kadar mühim olduğu görülüyor. Birini ömür boyu doyurmak veya öldükten sonra ebedi olarak doyurmaya sebep olmak daha büyük sevaptır. Bunu esirgemek ise çok kötüdür. Onun için, (Cimrilerin en kötüsü, emr-i maruf ve nehy-i münker yapmayandır) buyurulmuştur.

    Her bakımdan cömert olmaya heves etmelidir! Çünkü, cimrinin malı felakete uğrar, cömert de verdikçe, fazlası ile alır. Hadis-i şerifte (Cömerdin evine rızk, devenin göğsüne vurulan bıçaktan daha tez gelir) buyuruluyor. (İbni Mace)

    Yüksek tansiyonu olanın, hacamat yaptırması sağlık açısından iyidir. Kan vermekle sağlığa, yeni kana kavuştuğu gibi, misafir de rızkı ile gelir, kırk gün bereket bırakıp gider. Gerekli yerlere vermekle, cömerdin eli daralmaz. Peygamber efendimiz, yemin ederek (Sadaka vermekle mal azalmaz) buyurdu. (Tirmizi)

    Şeytan ise cimriliğe teşvik eder. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
    (Şeytan fakirlikle korkutup, size cimriliği emreder.) [Bekara 268]
    Cimri, rızk için endişelenmemelidir! Her mahlukun rızkını Allahü teâlâ verir. (Her canlının rızkı Allah’a aittir.) [Hud 6]

    Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Rızk için üzülme, takdir edilen rızk seni bulur.) [İsfehani]

    (Allahü teâlâ, müminin rızkını ummadığı yerden verir.)
    [İbni Hibban]

    (Allah korkusunu sermaye edinen, rızkına ticaretsiz ve sermayesiz kavuşur. Kur'an-ı kerimde buyuruldu ki: "Kim Allah’tan korkarsa, Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder ve rızkını ummadığı yerden gönderir.")
    [Talak 2, 3-Taberani]

    Peygamber efendimize inanan, vermekle malın azalmayacağını bilen bir müslüman, nasıl olur da, şeytana uyup cimrilik edebilir? Yahya aleyhisselam, (Şeytan cimri mümini sever, fasık da olsa, cömertten nefret eder) buyuruyor. Bişr-i hafi hazretleri de (Cimriyle karşılaşanın kalbi katılaşır) buyuruyor. Hadis-i şerifte ise (Aman cimrilikten çok sakının! Sizden öncekileri cimrilik helak etmiştir) buyuruluyor. (Müslim)

    Sual: Misafire fazla ikram veya yüksünerek hizmet etmek günah mıdır?
    CEVAP
    Misafire ikram çok sevaptır. Misafiri nimet bilmelidir. Her nimetin bir külfet karşılığı olduğu unutulmamalıdır! Külfetsiz nimet olmaz. Elbette misafirin sıkıntısı olur. Yüksünmeden hizmet etmelidir! Misafiri ganimet bilmelidir! Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Allahü teâlâ, bir kavme hayır murat ettiğinde, onlara hediye olarak misafir gönderir. Misafir, rızkı ile gelir-gider. Allahü teâlâ da ev halkını mağfiret eder.) [Ebu Nuaym]

    Hak teâlânın bir hediyesi olan misafire ikram etmelidir! Misafir gelmezse üzülmelidir! Çünkü hadis-i şerifte (Misafir girmeyen eve melek de girmez) buyurulmuştur. Misafir gelmemesini istemek doğru değildir. Çünkü Peygamber efendimiz (Misafir istemeyende hayır yoktur) buyurmuştur. Misafir için fazla ikram ve külfete girmemelidir! Misafir rahatsız olur. Hadis-i şerifte, (Misafir için külfete girmeyin, misafir bundan rahatsız olur. Misafirini küstüren Allah’ı küstürmüş olur. Allah’ı küstürene de Allah buğzeder) buyurulmuştur. (İbni Lal)

    İktisadın önemi
    Sual:
    İktisat eden cimri sayılır mı?
    CEVAP
    Cimrilik de, israf gibi kötü huydur. Dinimiz, her işte orta yolda olmayı, iktisat etmeyi emreder. Aza kanaat eden, nafakasını kolay temin eder, geçim sıkıntısı çekmez. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Allahü teâlâ, tok gözlü olanı zengin eder.) [Buhari]

    (Müminin izzeti, insanlara karşı tok gözlü olmasıdır.) [Hakim]

    (Yetecek rızka sahip olan ve Allahü teâlânın kendine verdiği rızka kanaat eden müslüman kurtulmuştur.)
    [Müslim]

    (Kimseye muhtaç olmadan yaşayan kanaatkâr müslümana ne mutlu!)
    [Tirmizi]

    (Sakın tamahkâr olmayın! Çünkü tamah, fakirliğin tâ kendisidir.) [Taberani]

    (Müjde o kimseye ki, hidayete kavuşmuş, müslüman olmuş, maişeti de yetecek kadardır ve buna kanaat etmiştir.)
    [Tirmizi]

    (Fakir-zengin herkes kıyamette "Keşke dünyada, geçinecek miktardan fazla malım olmasaydı" diyecektir.)
    [İbni Mace]

    (Şüphelilerden sakın ki, insanların en abidi olasın! Kanaat et ki, en çok şükredenlerden olasın! Kendin için sevdiğini başkaları için de sev ki, hakiki mümin olasın!)
    [İbni Mace]

    (İnsan, elindeki ihtiyacına yeterken, kendini azdıracak olan daha fazla mal ister. Aza kanaat etmez, çok ile de doymaz. Ey insanoğlu, vücudun afiyette ve günlük ihtiyacın mevcut olarak sabahlarsan, artık bu sana kâfi gelir.)
    [Beyheki]

    Tamahtan kurtuluş yolu
    Kanaatkâr kimse, iktisat da ederse, tamahkârlıktan kurtulur. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (İktisat eden, sıkıntı çekmez.) [Taberani]

    (Kurtarıcı üç şeyden biri, varlıkta, yoklukta, zenginlikte, fakirlikte, iktisada riayet etmektir.) [Beyheki]

    (İktisat etmek, maişetin yarısıdır.)
    [Hatib]

    (Tedbirli olmak, geçimin yarısıdır.) [Deylemi]

    (Geçimde iktisat etmek, peygamberliğin yirmide biridir.)
    [Ebu Davud]

    (İktisat eden zenginleşir, israf eden fakirleşir.) [Bezzar]

    Rızk için endişe
    İnsan, rızk için endişeye düşüp sıkıntıya girmemelidir! Her mümin, rızkı Allah’ın verdiğine inanıp, Ona güvenmelidir. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
    (Yeryüzündeki her canlının rızkı, Allah’a aittir.) [Hud 6]

    (Rabbin, rızkı dilediğine bol verir, dilediğine daraltır. Elbette O, kullarının her hâlini bilir. O, her şeyi çok iyi görür. Geçim endişesi ile çocuklarınızı öldürmeyin! Onların da, sizin de rızkınızı veren biziz. Onları öldürmek gerçekten büyük günahtır.)
    [İsra 30, 31]

    Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Ey insanlar, rızkınızı güzel yollardan arayın! Herkes takdir edilenden fazla rızka kavuşamaz. Takdir edilen rızka kavuşup onu yemedikçe de dünyadan göçmez. İstemese de rızkı kendine verilir.) [Hakim]

    (Cebrail aleyhisselam bildirdi ki, rızkını yemeden kimse ölmez. Öyle ise Allah’tan korkun, rızkınızı güzel yollardan arayın!)
    [Hakim]

    Peygamber efendimiz, (Eğer Allah korkusunu kendinize sermaye edinirseniz, rızkınız, ticaretsiz ve sermayesiz gelir) buyurup şu mealdeki âyet-i kerimeyi okudu: (Kim Allah’tan korkarsa, Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder ve rızkını ummadığı yerden gönderir.) [Taberani- Talak 2,3]
     

    19/12/2008 | Kategori: dini bilgiler | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

    az iyiliğe çok sevap

    Sual: Bir hoca ufacık bir iyiliğe, dağlar kadar sevap, ufak bir hataya dağlar kadar günah olmaz diyor, doğru mudur?
    CEVAP
    Yanlıştır. Allah rızası için yapılan iyiliklerin, sadakanın, zekatın karşılığı, verenin ihlas derecesine göre, bire ondan bire yediyüze kadar hatta daha fazla olur. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
    (Mallarını Allah yolunda harcayanların hâli, yedi başak bitiren ve her başağında yüz dane bulunan bir tohuma benzer. Allah dilediğine daha fazla da verir. O vasi ve âlimdir.) [Bekara 261]

    [Vasi, takat ve kudret sahibidir, ihsan ettiği şeyler Ona darlık vermez.
    Âlim, her şeyi, haliyle, hakikat ve özüyle bilicidir. İnfak edenin niyetini, ihlaslı olup olmadığını ve infak kudretini bilir.
    İnfak, ihtiyaç karşılama demektir.]

    Sabredenlere verilecek sevap da hesapsızdır. Sabredenlere o kadar çok sevap verilir ki, bunun miktarını Allahü teâlâdan başka kimse bilmez. Bir âyet meali:
    (Sabredenlere mükafatları hesapsız verilecektir.) [Zümer 10]

    Bire yediyüz almak
    Hadis-i şeriflerde ise buyuruldu ki:
    (Bir iyiliğe on mislinden 700 misline kadar sevap verilir. Allahü teâlâ, "Ancak oruç hariç, onun mükafatını ben veririm" buyurdu.) [İbni Huzeyme]

    (Rabbiniz, rahimdir. Bir iyilik yapmak isteyip de yapamayana, bir sevap yazar. On mislinden 700 misli veya daha fazla sevap yazar. Kötülük yapmak isteyip de yapmayana bir sevap, yaparsa bir günah yazar, dilerse onu affeder.)
    [Taberani]

    (Malını Allah yolunda tasadduk edene, mükafatı yediyüz misline kadar artırılır. Oruç tutana verilecek sevabı, Allahü teâlâdan başka kimse bilemez.)
    [Beyheki]

    (Zilhiccenin ilk günlerinde tutulan oruç, bir sene oruç tutmaya, bir gecesini değerlendirmek de Kadir gecesini değerlendirmek gibidir.)
    [İbni Mace]

    (Zilhiccenin ilk on gününden daha faziletli gün yoktur. Bir amele yedi yüz misline kadar sevap verilir.)
    [Tergib]

    (Bugünlerin herbiri fazilette bin güne, Arefe ise on bin güne eşittir.)
    [Beyheki]

    (Arefe günü oruç tutana, Âdem aleyhisselamdan, Sura üfürülünceye kadar yaşamış bütün insanların sayısının iki katı kadar sevap yazılır.)
    [R.Nasıhin]

    (Aşure günü gusleden, yeni doğmuş gibi günahlardan temizlenir.)
    [Şir’a]
    (Aşure günü, zerre kadar sadaka verene, Uhud dağı kadar sevap verilir.)
    [Şir’a]

    Allahü teâlânın rahmeti, ihsanı boldur. Zerre kadar bir iyiliğe dağ kadar sevap verir. Mülk Onundur. Dilediğine dilediği kadar ihsan eder. Kimse Ondan hesap soramaz. Sevap-günah miktarını, göklerin büyüklüğünü, uzaklıkları ve ahiretteki zamanları ve dünyanın yaratılışını ve mahlukların sayısını bildiren rakamlar, miktar sayısını göstermek için değil, miktarın çokluğunu anlatmak içindir. (Marifetname)
     

    19/12/2008 | Kategori: dini bilgiler | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

    ayıplanmak korkusu

    Sual: İnsanların kötülemelerine, çekiştirmelerine, ayıplamalarına üzülmek caiz midir?
    CEVAP
    Küfr-i cühudiye sebep olan şeylerden birisi de, insanlardan utanmak ve başkalarının kötülemelerinden, ayıplamalarından korkmaktır. Ebu Talibin küfrü böyledir. Ebu Talib, Resulullah efendimizin Peygamber olduğunu biliyordu. İnsanların kötüleyeceklerinden korkarak ve ayıplayacaklarını düşünerek, inandığı halde, inandığını söylemedi.

    Ebu Talib ölüm döşeğinde iken, Resulullah efendimiz onun yanına gelerek, (Ey amcam! Sana şefaat edebilmem için, la ilahe illallah söyle!) buyurdu. Cevabında, (Ey kardeşimin oğlu, doğru söylediğini biliyorum. Lakin ölüm korkusu ile imana geldi denilmesini istemem) dedi.

    Kureyş kâfirlerinin ileri gelenleri, Ebu Talibin yanına geldiler. Sen, bizim emirimizsin, sözlerin başımızın üzerindedir. Fakat, senden sonra, yeğenin Muhammed ile aramızda düşmanlığın devam edeceğinden korkuyoruz. Ona söyle! Dinimizi kötülemesin, dediler. Ebu Talib, Resulullaha işittiklerini söyledi. Resulullahın, onlar ile sulh yapmayacağını anlayınca, Müslüman olacağı anlaşılacak bazı şeyler söyledi. Bunları işitince, amcasının iman etmesini istedi. (İşitenler bana dil uzatacaklarından korkmasaydım, iman ederdim. Seni sevindirirdim) dedi. Öleceği zaman, bir şeyler söyledi. Bunları işitebilmek için, Abdullah ibni Abbas yanına yaklaştı. İman ettiğini bildiriyor dedi. Ebu Talibin iman ettiği şüphelidir. Ehl-i sünnet âlimlerine göre, iman etmedi. Hazret-i Ali, Resulullaha gelerek, dalalette olan amcan öldü dediğinde, (Yıka, kefen içine sar ve defnet! Men olununcaya kadar onun için dua ederiz) buyurdu. Birkaç gün evinden çıkmayarak, onun için çok dua etti. Eshab-ı kiramdan bazıları bunu işitince, onlar da, kâfir olarak ölmüş olan akrabaları için dua etmeye başladılar. Bunun üzerine, Tevbe suresinin, (Peygamber ve iman edenler, akrabaları olsalar da, müşrikler için istiğfar etmemelidir) mealindeki 113. âyet-i kerimesi nazil oldu.

    Ebu Talibin öldükten sonra diriltilip iman ettiği Kurtubi tefsirinde bildirilmektedir.

    İnsanların kötülemelerinden ve ayıplamalarından korkmaya karşı ilaç olarak şöyle düşünmelidir: Kötülemeleri doğru ise, ayıplarımı bana bildirmiş oluyorlar. Bunları yapmamaya karar verdim demeli, böyle kötülemelerden ferahlık duymalıdır. Onlara teşekkür etmelidir.

    Hasan-ı Basri hazretlerine, birisinin kendisini gıybet ettiğini haber verdiler. Ona bir tabak helva gönderip, (Sevaplarını bana hediye ettiğini işittim. Karşılık olarak bu tatlıyı gönderiyorum) dedi. İmam-ı a’zam Ebu Hanife’ye, birisinin kendisini gıybet ettiğini söylediler. Ona bir kese altın gönderip, (Bize verdiği sevapları arttırırsa, biz de karşılığını arttırırız) dedi.

    Yapılan kötüleme yalan ise, iftira ise, zararı söyleyene olur. Onun sevapları bana verilir. Benim günahlarım, ona yüklenir demelidir. İftira etmek, nemmamlık yapmak [söz taşımak], gıybet etmekten daha fenadırlar.

    İzzet-i nefsime dokundu demek
    Sual:
    “Bu söz, izzet-i nefsime dokundu" demek uygun mudur? Nefsin izzeti olur mu?
    CEVAP
    Nefs kelimesi, yirmiyi aşkın anlamda kullanılmakta ise de daha çok iki anlamı vardır. Birisi kâfir olan nefstir. Kâfir olan nefsin izzeti olmaz. Gururuma dokundu demek gibi yanlış bir sözdür. İslam âlimleri buyuruyor ki:

    Ayıplanmak, izzet-i nefse dokunmak kuruntusuna tutulmamalı. Çünkü Allahü teâlâ, bu dini, bozuk âdetleri kaldırmak ve nefs-i emmarenin izzet-i nefs çılgınlıklarını yatıştırmak için gönderdi. (İmam-ı Rabbani)

    Allah sevgisi, nefsi emmarenin azgınlığından meydana gelen, benlik ve izzet-i nefs perdesini yakar. (M. Masum Faruki)

    Zillete sebep olan günah, izzet-i nefse ve kibre sebep olan iyilikten daha hafiftir. (Hikemi Ataiyye)

    Bazı cahiller, öfkelenmeye erkeklik ve izzet-i nefs diyorlar ki bu yanlıştır. (İslam Ahlakı)

    Görüldüğü gibi, nefsi emmare kastedilerek izzet-i nefsime dokundu demek uygun değildir.
    Bir de nefs, bir şeyin özü, kendisi, kişi gibi anlama gelir. Mesela, Kur'an-ı kerimde mealen, (Her nefs, ölümü tadıcıdır) buyuruluyor.

    Yani her canlı, herkes ölecek demektir. Nefsin çoğulu nüfustur. Nüfus sayımında nefsler [kişiler] sayılıyor. Nefs, insan demek olduğuna göre, izzetli insan olur. İzzet, insanlık, şerefinin ve haysiyetinin korunması demektir. Bir âyet-i kerime meali şöyledir:
    (İzzet, Allah’ın, Resulünün ve müminlerindir.) [Münafikun 8]

    Demek ki, mümin izzet ve şeref sahibidir. Bu bakımdan "Bu söz, izzet-i nefsime dokundu" demekte mahzur yok ise de, bu tabiri kullananlar öteki anlamdaki nefs için kullanıyorlar. Bu nefse, nefs-i emmare denir. Dine uymayan isteklerin kaynağıdır. O nefsin izzeti olmaz. O şekilde söylemek ise asla caiz olmaz. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruldu ki:
    (Nefsinin arzularını ilah edineni gördün mü?) [Casiye 23]

    (Nefsini temizleyen kurtuluşa ermiş, kötülükte [günahlarda] bırakan, ziyan etmiştir.) [Şems 8]

    Nefs temizlenince, kalb tasfiye bulur. Yani nefs, kötü isteklerden kurtarılınca, kalbin haramlara bağlılığı kalmaz. İslamiyet’e uyanların nefsleri temizlenir. (Mevakib)

    Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:
    (Hak teâlâ buyurdu ki: Nefsine düşmanlık et, çünkü o benim düşmanımdır.) [M.Rabbani]

    (Hak teâlâ buyurdu ki: Nefsine düşmanlık ederek bana dost ol.) [İ.Gazali]

    (Akıllı, nefsine uymaz, ibadet eder. Ahmak ise nefsine uyar,
    [ibadet etmez, günah işler] sonra da Allah’ın rahmetini bekler.) [Tirmizi]

    (İbadet edilen, tapınılan en sevimsiz ilah, kişinin hevasıdır.)
    [Taberani]
    [Heva, nefsin sevdiği, istediği şeylerdir. Nefsin istekleri ise, hep hayvani arzulardır.]

    (En faziletli amel, nefse en zor gelenidir.)
    [İ.Gazali]

    İzzet-i nefsime dokundu denirken ekseriya bu nefs kastediliyor, bu ise çok yanlıştır, kâfir olan nefsin izzeti olmaz. Günah işlemek nefse tatlı gelir. Bütün bid’atler, günahlar, Allahü teâlânın düşmanı olan nefsi besler, kuvvetlendirir. Her günahın işlenmesi nefsi kuvvetlendirir. Nefs, insanın en büyük düşmanıdır. İnsanın imanını yok etmek ister. Bundan zevk alır. Bu bakımdan nefsi iyi tanımak, hilelerini bilmek gerekir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Nefsini tanıyan Rabbini tanır.) [Deylemi]

    19/12/2008 | Kategori: dini bilgiler | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

    <Önceki Yazılar |